Nelere ağlamıyorsun. İçinde hazine gibi saklıyorsun, sakınıyorsun. Sonra iki tutam saçı bahane edip de dünyaları yıkıyorsun. Ah şu saçı bahane etmeler yok mu, ahh...
Eğer yağmur yağıyorsa, gözlerine
Bulutlar bu kadar acımasızsa
Gölgeler düşürüyorsa geceler, aydınlığına
Son sözlerini kasırgaların uğultusuna kaptırdıysan
Hani olmaz ya
Olmaz ama gene de
Gelesin varsa
İşte o zaman
Yürürken caddelerde
Canın sıkılır gene, insanların tek tek yüzlerine bakar da
Eve gideyim bir an önce dersen
Hep dersin ya.....
Sonra vapura binip Adalara gitmek istersin
Yalandan mış gibi sevdalara kitlenip bakarsın
Dönersen evine nefretle
Saçlarına bakarsan
İçmediğin cigaranın kokusu sindi mi diye
Ola ki
Olmaz ama
Bir ola ki
Hani olmaz ya
Olmaz ama gene de
Gelesin varsa
İşte o zaman
İşte o zaman ben sıyırır alırım saçlarından İstanbul'un kalabalığını, saçlarından
Bir smokin altında koruyamadığın entarinin üstündeki is kokusundan kurtarırım seni
İstanbul'un acımasızlığından çeker alırım
Aah hoş geldin sevgilim!