Kaf Sin Kaf

“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.” Ankebut 45
Din
Reklam
Elfida Hikayesi
1. “Elfida ismi sonradan verilmiş bir isim. Adı Beyzanur kızımızın. 4 Yaşlarındayken tanıştım.” “Babası Murat Çelik bir emekçiydi. Kızın amansız bir hastalığı vardı ve bu amansız hastalıkla mücadelesine destek olmak için Cerrahpaşa Tıp Fakültesine gidiyordum, doktorlarla görüşüyordum.” 2. “Haluk Bey, bu kızı gözden çıkartın…” “Bir gün doktor odasındaydım ve doktorlardan biri gelip bana “Haluk Bey, bu kızı gözden çıkartın.” dedi. Yanımda da müzisyen arkadaşım Emrah Aydoğdu var. Emrah, “Gözden çıkartılan kadın anlamı Osmanlıca’da Elfida.” dedi. Belki tam birebir anlamını karşılamıyordu ama bir kavram olarak çok uyuyordu. Tabi biz birbirimize sarılıp ağladık. Gerçekten Beyzanur’u çok seviyordum.” 3. “Beyzanur’a yazdığım şarkıyı ona söylüyordum, ama o Elfida’nın kendisi olduğunu bilmiyordu…” “Ve oturdum şarkıyı yazdım. Sevgili Emrah Aydoğdu da elinden geleni yaptı ve sözlerinde düzenlemeleri yaptık. Ömer Faruk Güney’in de müziği vardı. Bu şekilde Beyzanur’un son günlerinde ona şarkıyı söylüyordum ama o kendisi olduğunu bilmiyordu, Elfida olarak biliyordu. Tabii küçük bir çocuktu son zamanlarında, 8 yaşlarındaydı.” 4. “Omzumda iz bırakma, yüküm dünyaya yakın…” “O dönemde şirketlerim batmış, sözlerdeki “Omzumda iz bırakma, yüküm dünyaya yakın.” Şunu ifade etmek içindi: Ya zaten dünya kadar batmışım, sıkıntılıyım. Beyzacığım ne olur bari sen gitme demek içindi. 5. “Yüzyıllardır sarılmamış kolların…” “O sözlerdeki yüzyıllardır sarılmamış kolların cümlesinin sebebi de şuydu: Anne ve babası gece gündüz nöbetteydiler. Beyzanur’un kırılganlığından, hasta yatağından dolayı sarılamıyorlardı. Gerçekten sarılabildiklerini görmedim.” 6. “Sisliydi kirpiklerin ve gözlerin yağmurlu…” “Beyzanur’un hep yağmurlu gözleri vardı. Hayata tutunmaya çalışan…” 7. “Beyzanur’u
Müzik
"TÜRK çocuğu öksüz kalır, Yurtsuz kalmaz!" Nene Hatun
Tarih
Garip bir hüzün var içimde bugün ölümün rengiyle yıkanıyorum bir yanda boynumu büküyor hayal bir yanda ateşe gömüldü bahar her yolun sonunda tıkanıyorum beni dinlemiyor şimdi aynalar ruhum bir kamburu taşıyan hamal parçalanıyorum ve yanıyorum her umut içinde kanlı bir sürgün Garip bir hüzün var içimde bugün dünya yıkılmaya mahkummuş meğer sevda bir çıkmazın içinde yorgun her kime sunduysam kalbimi, heyhat hücrelerim dargın, benliğim kırgın siyah, bir simsiyah düğünmüş hayat çözdükçe yitirdim duygularımı ne mavi çekiyor beni, ne beyaz karanlıklar yuttu uykularımı kim derdi ki, mutluluk bir pula değer dünya yıkılmaya mahkummuş meğer. Nurullah Genç
Şiir
Öyle tütüyorsunuz ki gözümde, hamdolsun hasret çekiyorum. Cahit Zarifoğlu
Edebiyat
Reklam