İyi bir yaşam kendi iç dünyamda ve başkalarınınkinde neler olup bittiğini ve kim olduğumu kavradığım bir yaşam mıdır yoksa buna ihtiyaç duymadığım, incelemeye tabi tutulan hayatın katlanılmaz olduğu bir yaşam mı?
İnsanlar bizi hüsrana uğratarak gerçeklik kazanır; hüsran duygusu yaratmadıkları müddetce fantezi figürleri olarak kalırlar. Hikayede aşağı yukarı şöyle denir: Başkaları bizi kâfi ölçüde hüsrana uğratırlarsa bizim için gerçeklik kazanır yani karşılıklı bir şey alıp verebileceğimiz insanlara dönüşürler; fazla hüsrana uğrattıklarındaysa fazlasıyla gerçeklik kazanıp eziyet çektirmeye başlar ve zarar verme ihtiyacı duyduğumuz insanlara dönüşürler. Bizi çok az hüsrana uğratanlar idealize edilir, hayali karakterlere dönüşür ve arzu duyduğumuz insanlar olurlar; çok fazla hüsrana uğratanlarsa şeytani bir kimlik kazanıp kabusa dönüşürler.
Ne istediğimizi bildiğimizde, ne istediğimizi bilmediğimizde (deyim yerindeyse istediğimizin bilincinde olmadığımız ve hedefsizlik sebebiyle tedirgin olduğumuz durumlarda) ya da istediğimiz şeyden fazlasıyla korkup isteğimizi bilindik başka bir nesneye militanca bir kesinlikle kaydırdığımızda sergilediğimiz şey aşırı bir ne istediğini bilme halidir. ne istediğini bilme kendini değişime maruz bırakmamanın yöntemlerinden biridir ve bu da aynı şekilde bizi ölümcül kılmaya meyillidir.