Çocukluğumda içinden çıkılmaz bir kafa karışıklığıyla, ergenliğimde güçlü bir öfkeyle şimdilerdeyse garip, huzurlu, anlayışlı bir kabullenişle irdeliyorum özgür iradeyi. Olmak zorundadan olmalıydıya sonrasında ise olabilirdi belki de diyerek kabul ediyorum olmadığını. Özgür irade yalnızca bir yanılsamadan ibarettir. Tıpkı tanrı gibi o da bilincimizin kriz anında doğurmak zorunda olduğu bir olgudur yaratmasaydık delirirdik bir sanatçı yahut tanrının kendisi gibi. Gelelim neden özgür iradeden bahsedemeyeceğimize özgür iradeden bahsedebilmek için münferitlikten bahsetmek zorundayız gördüğünüz gibi daha başlamadan dahi olmadığı apaçık çünkü istesek bile asla evrenden, doğadan ve birbirimizden ayrı bağımsız özerk olamayız. izin verin bir örnekle kanıtlıyım diyelim ki bir adam eşinden dayak yediği için boşanmak istiyor olsun ama etraftaki baskıdan dolayı bunu yapamıyor olsun bu birinci kanıt aynı olay üzerinden bana diyebilirsiniz ki adamın boşanmaya karar vermesi özgür iradeye kanıt olmaz mı hayır olmaz çünkü o da birdenbire kendiliğinden değil eşi onu dövdüğü için ayrılmak istiyor biraz daha geri gidelim evlenme kararına bunu tek başına mı karar verdi yoksa eşi, ailesi ve hatta devletle bağ kurarak mı? Biraz daha özelde bir örnek vererek devam edeyim daha önce hiç İnto The Wild izleyen var mı bilmiyorum ama medeniyeti terk edip giden bir adamı anlatıyor gerçekten varolmuş bir adamı filmi de övdükten sonra devam edeyim adam yolda Alaska'ya giderken bir sürü insandan yardım alarak, yardım ederek, tanışarak yani etkileşime girerek gidiyor Alaska'ya yani yola başladığıyla aynı insan değil. Yola başladığıyla aynı insan değilse nasıl insanların özgür iradelerinden bahsedebiliriz ki yola çıktığında yanına alacağı eşyaları yolda gördüğü ve onun yerine bunu al diyen adamı dinlediği