Kitap çok güzeldi.
Kitabın geçtiği tarih de Osmanlı’da halkın günlük yaşantısı, veba salgını, Selimiye ve Süleymaniye Camileri, sarayın iç düzeni gibi güzel mi güzel şeylerin hafif masal kıvamında kurgulanarak anlatıldığı güzel bir roman.
//DİKKAT Kitabın konusu hakkında bilgi içerir.//
Baş kahramanımız Cihan isminde bir Hintlidir. Kitap Osmanlı padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman, 2. Selim ve 3. Murat dönemlerinde geçmektedir. Şah Cihan (bu bizim Cihan değil şah olan Cihan) tarafından Kanuni Sultan Süleyman’a hediye edilen nadir bulunan beyaz renkli filin (Çota) Hindistan’dan İstanbul’a deniz yolu ile getirilmesi esnasında Çota’nın başına bir şey gelmeden sağ salim gitmesi için Cihan’ında kaçak bir yolcu olarak eşlik etmesi ile başlıyor kitabımız.
Kitap bolca Çota , Cihan ve Mimar Sinan’dan bahsediyor. Biraz biraz da Kanuni Sultan Süleyman, 2. Selim, 3. Murat, Çingeneler kralı Balaban, Mihrimah Sultan, Hürrem Sultan’dan bahsetmektedir. Aynı gök kubbenin altında bir tarafta bilim, sanat ve aşk diğer tarafta yobazlık, cehalet yaşanmaktadır.
Cihan hem fil eğitmeyi hem de Mimarlığı öğrenmektedir. Mihrimah Sultana delice aşıktır. Ama hiçbir zaman belli etmez ya da söylemez ama uzaktan uzağa aşıktır. Aşırı meraklı, iyi niyetli filbaz Cihan’ın başından geçen olayların uzun uzun anlatıldığı ama severek okuduğum bir kitap olmuş.
İstanbul’a yolum düştüğünde Mihrimah Sultan Camiine özellikle gittim. Beni çok etkiledi farklı bir mimari tarzı var ve aşırı derecede huzur verdi bana. Birde Çota Baba türbesine gitmek isterdim. Ancak arasam da bulamam sanırım.