Esra K.

Dostluğu bu kadar iyi anlatabilen bir yazara daha rastlamadım
"Artık pek birlikte yolculuk eden olmuyor... Belki de bu kahrolası dünyada herkes birbirinden korkmaya başladı." 📖✨ ​Peki neden?.. Yolu anlamlı kılan eşlikçilerimiz değil mi? ​John Steinbeck’in Fareler ve İnsanlar kitabında altını çizdiğim bu satırlar, o günlerden bugüne sızısı dinmeyen bir iç çekiş gibi... O günden bugüne ne değişti? Belki de sadece korkularımızın ve mesafelerimizin adı değişti. Bugün teknolojiyle herkesle "bağlantıdayız" ama bu gerçek bir bağ kuruyor mu? ​George ve Lennie’nin o çıkarsız, saf yol arkadaşlığına her zamankinden daha uzağız. Eskiden fiziksel yollar aşılırken paylaşılan yükler, yerini dijital hücrelerimize ve "önce ben" diyen bir bireyselliğe bıraktı. Oysa George’un dediği gibi: "TANIDIĞIN BİRİYLE YOLCULUK ETMEK ÇOK DAHA GÜZEL OLUYOR." ​Sadece yolu değil, hayalleri, kusurları ve o bitmek bilmeyen "tavşan besleme" rüyalarını paylaşacak birine sahip olmak...Bir rüyayı paylasabilmeyi hayal edin lütfen... ✨️ Ne muhteşem bir his olmalı. İnsanı bu dünyada ayakta tutan tek dayanak belki de budur. George ve Lennie'de hayata tutunma çabasını, o ortak beklentiyi gördüm. ​Hayal kırıklığına uğrama korkusu, hayatla aramıza ördüğümüz en yüksek duvar değil mi? İnsanın, onu anlayan, geçmişini bilen ve en önemlisi varlığına şahit olan birine duyduğu ihtiyacı Steinbeck ancak bu kadar güzel dile getirebilirdi. Günümüzde binlerce takipçimiz ya da tanışıklığımız olabilir ama kaçı George’un Lennie’yi tanıdığı gibi bizi "gerçekten" tanıyor? ​Steinbeck'in kitaplarındaki dostlar benim de eşlikçilerim oluyor kendiliğinden. O kadar gerçek bir değerin altını kırmızı kalemle çiziyor ki... "Keşke benim hayatımda da olsalar" diye aynı sızıyla iç çekiyorum. Zaman zaman onlarla konuşuyor, tartışıyorum. Dostluğu ve hayattaki değerini daha iyi anlatabilen bir
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
ST. PETERSBURG: TRAJEDİLERİN BAŞKENTİ
Gogol'un Palto'sunu okurken bir cümlede durup kaldım: “HEPSİ PETERSBURG HAVASI YÜZÜNDEN.” İlk bakışta sıradan bir açıklama gibi. Bence Rus edebiyatının bütün karanlığı bu cümlede gizli. Petersburg hikâyelerinde insanlar hep yalnızdır, yoksul ve yoksundur. Ezilirler, içlerine çekilir, görünmez olurlar.Yavaş yavaş kapanır, bazen deliliğin eşiğine kadar sürüklenirler. Küçük memurlar, dar odalar, soğuk sokaklar... İnsan yavaş yavaş kendi hayatının kenarına itilir. Rivayete göre Dostoyevski de; "Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık." diye bu sebepten söylemiş olmalı. Çünkü Palto sadece kendi halinde bir memurun hikâyesi değil. İnsanın fark edilme arzusunun ve sessizce ezilişinin hikâyesidir. Bazen bir şehir insanın kaderini yazmaz. Ama onun nasıl yalnızlaşacağını öğretir. Ve Petersburg... bataklık üzerine kurulmuş insanı da bu bataklığın dibine çeken sisli soğuk, karanlık hayalet bir şehir... İnsan ruhunun en kasvetli, en karanlık sokakları gibi... Palto Nikolay Gogol
Kitap Simyacıları