İbrahim Akif Kolat

İbrahim Akif Kolat
@Danielgiskard4
Karl olan K.
Puan vermedi·292 syf.··
2022 7. kitabı
Amerika-Franz Kafka 16 yaşında ailesi tarafından Amerika’ya yollanan Karl’ın hayatına tanıklık ediyoruz. Olaylar onun Amerika’ya yolculuğuyla başlıyor. Gemide, Ateşçi ile tanışıyor, onun davasına tanıklık ediyor, bu sırada karşısına Senatör dayısının çıkmasıyla beraber gemiden ayırılıp lüks, rahat bir hayata kavuşuyor. Dayısının imkanından ötürü eğitimler alan Karl, Kafka’dan beklediğimiz şekilde, hiçbir neden yokken dayısının yanından kovuluyor. İki mahalle serserisiyle tanışıp onlarla hayata tutunmaya, aynı zamanda kendisini onlardan korumaya çalışıyor. Daha sonrasında, şans eseri bir otelde iş bulup oraya gidiyor ve işini sürekli en iyi şekilde yapmaya çalışan Karl, sokak serserisi arkadaşları yüzünden buradan kovuluyor ve tekrar onların yanına dönüyor. Burada hayatı bambaşka yerlere evriliyor. Serseriler Karl’ı zorla yanlarında tutuyor ve onu köle niyetine çalıştırıyor. Kitabının sonunu tam olarak kavrayamadım ancak özeti şöyle bitirebilirim: köleliğini yaptığı hanımını kaçırmaya çalışan Karl, onu götürmesi gereken yere götürüyor ve hikayemiz bitiyor. Kafka diğer kitaplarında her ne kadar gerçeklikten uzaklaşıyorsa, bu kitabında da olabildiğine gerçeğe yakın duruyor. Bu yüzden, öykü Karl’ın türlü zorluklarla baş etmesiyle ve önüne çıkan güzel fırsatlarla geçiyor. Bildiğiniz macera kitabı gibi işliyor, bu açıdan okunması çok kolay bir kitap. Kendime soruyorum, diğer kitaplarındaki gibi ana bir mesajdan bahsediyor mu? Bence hayır. Hayat karşısında tek başına kalmış, genç bir erkeğin maceralarıyla devam ediyor. Kitap boyunca bazen Karl’ın yanında olmak, bazen de “Yapma, be oğlum!” demek istedim. Bazen onun yaptığı hareketleri saflık olarak nitelendirsem de, hayata bakışı beni çok etkiledi çünkü bu kitabın yazarı Kafka ve Karl’ın en büyük isteği bir yerde kalıcı olarak
AmerikaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20173,492 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kafka’nın Şato
Puan vermedi·360 syf.··
2022 4. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2022 21:45
K yolunun üzerindeki bir handa kalırken Şato görevlilerin onu uyandırması ve sorgulamasıyla roman başlıyor. Daha sonrasında kadastrocu görevini üstlenmek için köye giden K, burada Şato’nun gölgesinde kalan insanlarla ilişkiler kuruyor ve sohbetler ediyor. Bu bağlantılar sırasında K’nın istediğini alması yönünde sürükleniyor, bazen Şato’ya yaklaşıyor ancak sonrasında yolumuzdan sürekli ayrılıyoruz. Konu dışında anlatım tarzı hakkında şunu söylemek istiyorum: diyalogların bazıları bizzat anlatıcı tarafından üstlenerek anlatılıyor. Genelde anlatıcının karakterin söylediklerini üstlenerek anlattığını görüyoruz. Kitabı okurken hissettiğim merak duygusu, sürekli olarak kendisini korudu çünkü kitabın en başından beri asla bir şeyleri tam olarak göremiyoruz. Nasıl ki Şato sürekli muğlak tarafta kalıyorsa karakterler de bu muğlaklıklarını koruyorlar. En başından ele alırsak, K’nın kadastrocu olarak atanmasını onunla aynı anda öğreniyoruz. Sonrasında Frieda ile yaşadığı ilişkiyi bir anda görüyor ve sonrasında bu konunun, kitap içerisinde, analizleri yapılıyor ancak her karakter kendi mantıksal dizgesiyle bizi ikna ediyor ve olay çıkmaza varıyor. Bunun hakkında en son vermek istediğim örnek kitabın sonunda cereyan ediyor. Hancının karısı yeni bir elbise alacağından ve K’yı oraya yollayabileceğinden bahsediyor. Yani, K’nın görevi bir kez daha, anlık olarak, değişiyor. Bu bütünlüğü sürekli dağıtma halinin çok önemli olduğunu düşünüyorum çünkü kimilerinin yorum yaptığı gibi kitabın asıl amacı otoriteyi hicvetmek olmayabilir. Tabiki, bu iğnelemeler alanen sergileniyor ancak Kafka’nın tüm derdinin gerçeklikle, onu yıkmakla ilgili olduğunu düşünüyorum. Bence, tüm derdi de hayatın dışarıdan bakılınca asla bir yere oturtulmadığını göstermek. Bunu da anlatıcının üslubuyla tastamam
ŞatoFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201712,3bin okunma
Bir dahinin kaleminden dökülen kaotik evren güldürüsü
Puan vermedi·263 syf.··
2022 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2022 02:15
Cümlelerin birbirleriyle uyumu, kelime seçimlerinin zarifliği, üstüne üstlük konunun da ilgi çekici olması dolayısıyla kitabı okuyunca dünyadan çıkıp rahat bir nefes alıyorsunuz. Okurken güldürüyor, düşündürüyor, hayat hakkındaki biçarelikleri tekrar göz önüne aldırıyor. Ayrıca kültürünüze yakınlaşıyorsunuz, kendinizi tekrar gözden geçirmenize neden oluyor. Bu kadar derin kurcalamalar macera kitabında nasıl olabilir, diye soracak olursanız. Yapmanız gerekenler münasip bir yerden acilen kitabı edinmeniz ve kelimelerle saatte 300km hıza kendinizi hazırlamanız. Edebiyata başka bir bakış kazanmamı sağladığın için teşekkürler Murat Menteş.
Dublörün DilemmasıMurat Menteş · İletişim Yayınevi · 200517,7bin okunma
Ludvik ve Hayat (spoiler içerir)
Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
Ludvik ilk aşkı Marketa’yla mektuplaşırken Marketa devrim rüyalarını ona anlatıyor. Ludvik bu durumu içselleştirerek ona küçük bir şaka yapıyor ve olayların bu şaka üzerinden devam ediyor, partiden atılıyor, maden işçiliğine gönderiliyor. Kitabın ana teması şaka dolayımından birey ve toplum ikilemini ele alarak başlıyor ancak sonrasında sıradan bir hayat hikayesine dönüşüyor. Burada yazarın muhteşemliğini teslim etmek gerek diye, düşünüyorum çünkü ana temanın sunuluşu ve anlatılmasından sonra Ludvik’in hayatı sorgulayışını görüyoruz. O kendisine ne soruyorsa kendimize sormak zorunda kalıyoruz çünkü Ludvik fikirlerini “Ben” olma arzusu ve “Kendi hayatını yaşama” cesaretiyle ilerletmeye çalışırken dışarıdan totaliter bir rejimin baskısı gibi onun düşüncelerinin sadeliğiyle afallayıp kalıyoruz. Bence diğer karakterlerin (Helena, Jaroslav, Kotska) fikirlerinin Ludvik ile aynı şekilde sunulması romanın bütünlüğünü hırpalamak adına özellikle tercih edilmiş çünkü onların hayatları üzerinden Ludvik’in tutarlılığı zedelenebiliyor ve biz, Ludvik’in sadeliği ve huzuru karşısında son ana kadar ikna olamıyoruz. Kitabı çok beğendim çünkü konu ve konunun sürekliliğini koruma şekilleri çok hoşuma gitti. 10 değil de 9 verme nedenim tamamen kendi beğenilerimden kaynaklı. Ben sonunun, her zaman olduğu gibi, daha trajik bitmesini bekliyorum ancak Kundera’dan anlayabileceğimiz gibi sonun da başın da bir önemi yok, sadece hayatın devingenliğini fark etmek ve yaşamın melankolik olumlanmasının değeri var.
ŞakaMilan Kundera · Can Yayınları · 2018531 okunma