Şaka Kundera’nın ilk romanı, benim de üçüncü okuyuşum Kundera ile 18 yaşımda bu kitap ile tanışmış iki kez okumama rağmen düz olay örgüsünün dışına pek çıkamamış ben, sevememiştim. Kundera ile uzun bir mesafe girdi aramıza. Neyse ki +30’lu yaşlarım ile o mesafeyi kapattık, Milan Kundera en sevdiğim ve yayımlanan külliyata son bir kala Şaka ile yeniden :) Kundera kişiselim o yüzden bu paylaşım biraz kişisel.
Şaka’da çok fazla Kundera var ve Kundera yok, şaka gibi:)
Kundera 1948 yılında Komünist Parti’den çıkarılır, bu yaşadıklarına göndermeler olan bir kitap Şaka. Karakter Ludvik kız arkadaşını kızdırmak istediği bir mektup yazar ve bu yüzdem partiden atılır. Dört faklı anlatıcı ile sosyalist Bohemya’nın o dönemine bir bakış. Ludvik ayrıca Kundera’nın babasının adı.
Şaka’da Kundera tüm kitaplarında işlediği temalara değiniyor, sanki kitapları adlarını bu kitabın içirdiğinden almış. Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği’ni de ilk kez bu kitapta cümle içinde kullanıyor:) Ağırlık-hafiflik, beden-ruh, gülüş-unutuş, ölümsüzlük, yavaşlık, kimlik, bellek gibi bazı kitaplarında yoğun bazılarında daha kısa değindiği temaları, Kundera’nın ‘ben’in peşine düşme hallerinin ilk örnekleri Şaka’da. Sadece Bilmemek kitabını üzerine inşa ettiği mülteci, sürgün teması yok. Bu da Kundera’nın henüz bunu yaşamamasından kaynaklı tabii. Görüldüğü üzere fazlasıyla Kundera.
Ama başka bir Kundera, birinci tekil şahıs anlatımın ardında gizli bir Kundera var. Karakterlerine tepeden bakan sarkastik bir Tanrı gibi olan Kundera yok, entellektüel ukalalığını daha mütevazi bir anlatımın ardına gizlemiş yine de okurları varlığını hissedecektir, sanattan bahsediyor ama en iyi halini gizlemiş:) Daha mütevazi, kibirli hallerini seviyorum.
Yazarların, seri değilse, bariz bir gönderme yoksa kronolojik okunması