Seri bitti ve ben fark ettim ki: ben bu kadar ayrıcalıklı grupların hikayelerini okumaktan hoşlanmıyorum. Öncelikle seri ile ilgili problemim genel olarak bu oldu sanırım. Üçüncü kitabı biraz daha ayrı olmakla beraber her karakter çok aşırı, çok fazlaydı. Sanırım seriyi tanımlayacak kelime çok olurdu; herkes çok yakışıklı, çok güzel, çok başarılı, çok zengin, çok problemli, çok aile problemli, çok zeki, çok acımasız, çok alfa, çok çıt kırıldım, çok muhtaçtı. Özellikle kadın karakterler birbirinin tekrarıydı özellikle Eva ve Stella arasında kayda değer hiç bir fark yoktu. Ki bence Alex ve Cristian da baya bildiğin kopyala yapıştır karakterlerdi. Aslında zengin karakterlere bir sorunum yok sorumum buradaki karakterlerin zenginlikle beraber tam takım olarak gelmeleri. Fazla mükemmeller ki bu da bana açıkçası karakterlerin genel olarak çok sığ olduğu izlenimini veriyor. Bugün herhalde olabilecek en basit karakter tasarımı bu iki karakter olsa gerek. Yazar düşünmüş (daha doğrusu düşünmemiş) ve demişki ben bir Yunan tanrısından bozma iki karakter yazayım yeter. Dağ ayısı betimlese de olurdu bu arada. Kızlara panda olmaları da bana bir şey ifade etmiyor açıkçası. Sadece karakterlerin klişeliğini ve sığlığını daha da vurguluyor sadece.
Bu arada ben bu konularda bilgili bir insan sayılmam ama bu karakterlerin bütün varlıklarını bu kadar genç yaşta elde etmeleri biraz gerçek dışı değil mi? Yani daha yirmili yaşlarının ortalarında o kadar zengin olmaya başlıyorlar ki şirketleri fortune 500’e giriyor. Ve öyle böyle zengin değiller baya baya multimilyarlık şirketleri var. Daha yeni kurulmuş şirketleri ama nedense bu piyasada bu kadar kurt varken start-up’a hiç bir şey olmuyor onlar herkesi yok edebilir ama kimse onlara dokunamaz neden çünkü onlar çok güçlü, ama