Bir bahçenin ilkbahara hazır olması için, sonbaharda tersyüz edilmesi gerekir. Bahçe her zaman çiçeklenemez. Ama bırakın, hayatınızın altüst oluşlarını kendi içsel döngüleriniz düzenlesin, dışınızdaki başka güçler, kişiler ya da içinizdeki negatif kompleksler değil.
Bir şeyin önemini onu kaybetmeden anlayabilen insan sayısı ne yazık ki çok azdır. O nedenle kendinizi ve değerinizi insanlara hatırlatmaya asla ihmal etmeyin.
Yine de genel bir değerlendirme yapacak olursak, dopamin taban seviyesi düşük olan insanların üşengeç, motive olmakta zorlanan ve daha kolay mutsuz olan kişiler olduğunu söyleyebiliriz.
Buradaki mantık basittir. Depolarınızdaki dopaminden ne kadar fazla kullanılırsa çöküş sonunda varılan noktadan taban seviyesine çıkmak o kadar uzun sürecektir. İşte insanların kafasını karıştıran bu dip dönemde hissetiklerimizdir. Büyük hazlar ve başarılar sonrasında görülen durgunluğun ana sebebi bu çöküştür. Canınız hiçbir şey yapmak istemez. Normal yaptığınız işler bile gözünüzde büyür. Kendinizi garip bir boşlukta hissedersiniz. Bu durumlar dopamin seviyesinin düşük olmasından kaynaklanır ve bu hissiyat başlangıçtaki taban seviyesine tekrar yükselene kadar devam eder.
Beynimizin bir yerlerinde sınırsız üretilen, sihirli bir kimyasal yok. Sahip olduğumuz dopamin miktarı belli ve bunu dengeli kullanmak zorundayız. Yani sürekli mutluluk ve haz peşinde koşmak, dopaminin çalışma mantığına aykırıdır. Yaşayacağımız her mutluluk için dopamin gerekli olacağından bu depoları çok hassas biçimde kullanmalıyız. Zira bu süreçte çoğumuzun farkında olmadığı asıl gerçek, dopamin artışını takip eden çöküştür.