Yalnızlık kimine göre hasta insanın kaçışıdır. Kimine göre de hasta insanlardan kaçış.
Friedrich Nietzsche
Biyoloji, Sosyoloji
Bedenim, dünya denen mezarlıkta yürüyen bir yankı sadece. Ruhumsa çoktan başka bir yerde zamanın unuttuğu, ışığın ulaşamadığı, isim verilmeyen bir boşlukta… Orada gölgeler konuşur, sessizlik düşünür; ve ben oradayım, olmayan bir benlikle.
Bu arada tabut mezarlıkta gömülmeden kalır, tek bir kişi
yüzünden mezar kazılacak değildir ya, pahalıya gelir. Çalışkan giyotinin
takviye göndermesi beklenir ve ancak iki düzine biriktiğinde, MarieAntoinette’in tabutunun üstüne sönmemiş kireç dökülür ve yeni gelenlerle
birlikte bir toplu mezara atılır.
Goethe, vaktiyle, insanın ölümden önceki son ifadeleri hakkında şu
harika sözü söylemiştir: “Hayatın sonunda toparlanmış olan zihinde, o
zamana değin düşünülmemiş düşünceler belirir; bunlar mesut ecinniler
gibidir, geçmişin zirveleri üzerine pırıl pırıl kurulurlar.” Bu ölüm
mahkûmunun son mektubu üzerinde de böyle esrarengiz bir veda ışığının
pırıltısı vardır;
Fakat böyle kolektif şiddete karşı da esrarengiz bir teselli vardır: Tek
insan, eğer boyun eğmezse ve kararlıysa, sonunda, hemen her zaman, her
sistemden güçlü çıkar.
Conciergerie, “ölümün bu kabul salonu”, devrimin bütün
hapishaneleri içinde en sıkı kurallara sahip olanıdır. Duvarları delinmez,
yumruk kalınlığındaki kapıları demirlerle takviyeli, her penceresi
parmaklıklı, her koridorunda bir bariyer, etrafından koca koca nöbetçi
bölükleriyle bu eski mi eski binanın duvarlarındaki harç Dante’ nin şu
sözüyle karılmış gibidir: “Bırakın, kaybolsun bütün umut...”