Yalnızlık kimine göre hasta insanın kaçışıdır. Kimine göre de hasta insanlardan kaçış.
Friedrich Nietzsche
Biyoloji, Sosyoloji
Bedenim, dünya denen mezarlıkta yürüyen bir yankı sadece. Ruhumsa çoktan başka bir yerde zamanın unuttuğu, ışığın ulaşamadığı, isim verilmeyen bir boşlukta… Orada gölgeler konuşur, sessizlik düşünür; ve ben oradayım, olmayan bir benlikle.
Kraliçe tahttan feragat etmiş, kadın dünyadan vazgeçmiştir;
yalnızca yorgun, solgun bir hanımefendidir, artık hiçbir şeyin
şaşırtamayacağı ve korkutamayacağı mavi ve duru bakışlarıyla bakan.
Marie-Antoinette, küçük kızı ve Madam Elisabeth; çoktandır
birbirlerine anlatacakları bir şey kalmamıştır, umut etmeyi unutmuşlardır
ve belki artık korkmayı da.
Hébert’in, bu Thersites’in
ellerine vermiş olması, devrimin tarihindeki karanlık bir sayfasıdır,
bakılmayıp çevrilse daha iyi olur. Çünkü en saf fikir bile, küçük insanlara
bu fikir adına insanlık dışı şeyler yapma iktidarını verdiğinde alçalır ve
küçülür.
Bir Fransa kraliçesinin
küçük bir İsveçli asilzadenin amblemini işlettiği ve bir zamanlar milyonlar
değerindeki hazinesinden aldığı tek parça olarak üzerine titrediği,
hapishanede bile hâlâ parmağında tuttuğu yüzüğün üzerinde ne yazılıdır?
İtalyanca beş kelimeden oluşmaktadır bu vecize, ölüme iki adım kala
her zamankinden daha çok hakikat içeren bu sözler der ki: “Tutto a te miguida,” “Her şey beni sana götürür.”