bazı derslere test çözmek istiyorsak katılmama hakkımız vardı. Sınıfta yaşananlar beni bunalttığı an yerimden kalkıp çıkmak bulabildiğim tek yoldu. Kütüphaneye doğru ilerliyordum ki bir el kolumu sıkıca tuttu. Kaşlarımı çatarak arkamı döndüğüm an yanımda öfkeyle biten Yiğit’i gördüm. “Bir saniye, bir saniye,” dedim, o bana bağırmaya devam eder ken, “müzik dinliyorum, duymuyorum. Sesini kısayım da öyle bağır bağıracaksan.” Bu tavrım onu daha da öfkelendirmiş olacak ki ben telefonu mu çıkarıp yavaş yavaş müziğin sesini kısarken o öfkeden kıp kırmızı olmuş bağırmaya devam ediyordu. Müzik sesi kısıldıkça onun sesi yükseliyordu ve artık onu duyuyordum. “Barana kimbilir ne yaptın, sıra bana mı geldi? İftira atmanın da bir bedeli olacak ama! Bunu unutmayacağım, müdüre gitmekle kalmayacağım, hakkında iftiradan suç duyurusunda bulunacağım!” Harika, artık okulda bir düşmanım vardı. Yiğit upuzun bo yuyla önümde durmuş bana bağırıp duruyor, kontrolünü giderek kaybediyordu. “Kanka gel buraya ya!” diye seslendi arkadan gelen arkadaşla rından biri. “Bırak beni!” Yiğit, arkadaşının kolundan kurtulup bana doğ ru bir adım attı. “Bak kızım,” dedi parmağını bana doğru sallayarak, bense onu umursamazca izlemeye devam ediyordum, “sanma ki karşı cinssin diye sana karşı kibar olurum... Evini de biliyorum, annenin işye rini de. İstediğim saat çıkar gelirim. İstediğim kapıdan da, cam dan da girerim...” Bir yandan üzerime doğru yürüyor, bir yandan parmağını sallıyor, bir yandan da beni tehdit ediyordu. Korkmuyor olma ma rağmen yaşadığım bu anın beni geçmişe götürmesi, bir an lığına bulunduğum andan alıkoyuverdi. Bana doğru sallanan bu \(-> Kul Kcni