Normalde 10/10'luk bir kitap ama kısa olduğu için ve tadı damağımda kaldığı için ayrıca çiftimizi daha fazla görmek istediğim için 1 puan kırdım. Kusura bakma Christiana abla valla ben de böyle olsun istemezdim :(
Böyle mailleşmeli, mesajlaşmalı romansları çok seviyorum. Ne bileyim bana nostaljik geliyor. MSN'in tatlı heyecanını ve çıkma teklifinin hala değerli olduğu o güzel 2010'ları hatırlatıyor açıkçası ^-^
☆MELODI☆ şimdi oturum açtı.
☆MELODI☆ size bir titreşim gönderdi.
Slm ;)
Hey gidi hey :D
Benim gibi bu tür kitaplardan hoşlanıyorsanız ve bulmakta zorlanıyorsanız benim bildiğim bir Mariana Zapata'nın Sevgili Aaron bir de Teresa Medeiros'un İyi Geceler Tweetaşkım kitabı var.
Eğer siz de bu türde okuduğunuz başka kitaplar biliyorsanız önerilere sonuna kadar açığım elbette yeyy \(♡_♡)/
Her neyse çok tatlı ve çok sevimli ancak masmalesef kısa olan güzel bir kitaptı tavsiye ederim *-*
Sabrina Jeffries'in sorunu kitaplarında ana karakterler arasında önce şehvet doğurması, sonra tutku oluşturması, kitap bitmeye yakınken de birbirlerini sanki çok daha öncesinde delicesine seviyorlarmış da aşklarını itiraf etmekte gecikmişler gibi telaşla bi son yazması sanırım.
Anlatamamış olabilirim ama okuyanlar bence ne demek istediğimi anladılar:D
Ha yazarı sevmiyor değilim bence historical romance türünde kalemi iyi olan yazarlardan biri. Öyle gereksiz entrikalar yaratıp, kadın karakterleri fiziksel ve psikolojik istismar mağduru edip, sonra da erkek karakterlere aşık etmiyor en azından (bkz. Brenda Joyce, Judith McNaught bu yazarları severler kızmasın ama öyle).
Serinin ikinci kitabını sevdim aslında ama Annabel karakterine bir türlü ısınamadım maalesef. Biraz fazla iki yüzlü göründü bana. Jarret daha şeffaftı mesela. Annabel gereksiz sır saklama yarışına girdi. O yüzden sonlara kadar bazı şeyleri netleştirmemesi sinirimi bozdu. Ee doğal olarak Jarret da birçok şeyi yanlış anlayıp, durumu öyle değerlendirdi.
İlk kitaptaki kadın karakter olan Maria'yı daha çok sevdim mesela. Çünkü baya olayların üzerine dan dan giden ve asla çekinmeyen bir karakterdi. Elbette iki kadın karakter arasında bazı durumlar ve hayat şartları eş değer değil, o yüzden Annabel'i de anlıyorum. Hayatını korkarak ve çekinerek geçirmiş. Ama en azından bir tık daha dürüst olabilirdi.
Serinin üçüncü kitabında, kardeşlerin üçüncü büyüğü olan Minerva anlatılıyor. Minerva bana biraz fazla boş, havai bir karakter gibi geliyor ama bakalım.
Her neyse yine de sevdim seriyi. Üçüncü kitaba ne zaman başlarım bilmiyorum. Okuyacak bir şey bulamazsam belki hemen devam ederim ehe:')
Rina'm hiç yanıltmıyor, biliyor bu işi.
Mafia/Dark Romancelerin kraliçesi için bir dakikalık saygı duruşuna geçiyorum:D
Ben bu kadının elinden çıkan her şeyi okurum. Rina Kent'e karşı seviyorum merkez modundayım maalesef.
Konu malumunuz. Bizim avanak Sasha&Kirill ikilisinin dengesizliklerini okumaya devam ediyoruz.
İkinci kitap, birinci kitaba nazaran daha tutku yüklüydü. O dark havası devam etse de karakterlerin arasındaki ilişki daha yoğun ve duygusaldı.
Kitabın ortalarına kadar bir tık sıkılmak demeyelim de sabırsızca okuduğumu fark ettim. Çünkü karakterler arasında öyle ahım şahım bir ilerleme kaydedemedik.
Ama sonrasında küçük aksiyonlarla ilişkileri tekrar dinamik hale geliyor.
Öyle ki baya duygusal iniş çıkışlar da görüyoruz.
Karakterle alakalı sadece şunu diyeceğim;
Ahh Sasha sütlü çöreğim...
Ikimizin de ortak özelliği balık hafızalı olmamız. Kötülerin karşısında bi sen enayileşiyorsun bi de ben zaten (-_-)
Bu ikinci kitapta çok duygusaldın, çok melankolikleştin. Fazla ve derince sevmeye başladın. Akrebimsi bi hava seziyorum senden.
Sasha'nın aşırı yoğun sevme şekli bana Türk kadınlarının saplantılı sevme şeklini anımsatıyor :D
Sasha siz değilseniz mutlaka çevrenizde böyle bir kız arkadaşınız vardır.
Kirill... Sana küfürler etmek istiyorum koçum ama manyak olduğunu bildiğim için ve üçüncü kitapta kendini affettireceğini düşündüğüm için şimdilik erteliyorum.
Neyse bu arada o son neydi öyle (○_○)
Rinacığım her kitabının sonunda okuyucuya bi ters köşe vermeyi seviyor.
Meraktan öleceğim maalesef.