Bir gün son imtihanı verdim. Bilmeyerek girdiğim o kapıdan bilerek çıktım. Bu çıkış bendeki kederi bertaraf etmedi. Bilakis artırdı. Ben artık cemiyet içine atıldım. Daha mektebin kapısından itibaren attığım ilk özgürlük adımı beni sarstı. Artık hürdüm. Memleketin kanunundan başka kimse hareketlerime karışmayacak. Fakat be bilir miydim ki cemiyet dediğimiz bu silsile benim de elime, ayağıma sarılarak bir mesai esiri daha yaratacak? Buna hiç ihtimal vermiyordum. O gün sevincimden, yolda kuşlar gibi yürüyor, acelemin farkına varamadığımdan nefesim tıkanıyordu. Ya o gurur neydi? Tahsilimi tamamlamıştım. Ne kadar hata! Ne kadar budalalık! Meğer ben daha çalışacakmışım. Kurtulmak mümkün değil.
Geceler! Hayalimle neden bu kadar içli dışlıdır? Bunu ben de anlamıyorum. Galiba anlatamıyorum da. Her ikisi de doğru. Yaşım ilerledikçe garip bir merak beynimde oluştu. Durmadan düşünürüm. Sessizlik düşünceleri pek ziyade parlattığından geceye olan şiddetli düşkünlüğüm bundan kaynaklanıyor olmalı. Yoksa asabımın zorlaması mı beni böyle karanlık arayışına sevk ediyor? Bu sebep ne olursa olsun benim zihnimi terbiye etmeme yardım etti.