«İşim gücüm yokken... Açlıktan ölürken... Simdi kimsem o zaman da aynı adamdim, insan olarak, sanatçı olarak aynı Martin Eden’dim; o zaman neden yapmadin? Kafami duvarlara vura vura kendime sorduğum soru buydu. Sadece senin için degil, herkes için sordum. Görüyorsun degil mi, değişmedim ben. Gerçi bana biçilen kiymetteki gözle görülür ve ani artış nedeniyle bu konuda sürekli şüphelerimi gidermem gerekiyor ama değişmedim. Ayni kemiklerin üzerinde ayni ten, ellerim de ayni, ayaklarım da aynı on parmak.
Ayni adamım. Ne yeni bir erdem sahibi oldum ne de yeni bir gücüm var. Beynim, eski beyin. Edebiyatta veya felsefede yeni bir fikir ortaya atmadım. Kimse beni istemezken hangi kıymete sahipsem simdi de öyleyim. Şu anda kafami en cok kurcalayan şey, beni neden istedikleri. Beni kendim olduğum için istiyor olamazlar çünkü hâlâ eskiden istemedikleri kişiyim. Demek ki beni başka bir şey için, benim dışımda bir şey için, ben olmayan bir şey için istiyorlar! Sana bu şeyin ne oldugunu söyleyeyim mi? Gördügüm kabuldür bu. Halbuki o kabul ben değilim. İnsanların kafalarmdaki bir şey o. Bir de kazandığım ve kazanacağım paralar için istiyorlar: Halbuki o para da ben değilim. Para bankada duran, herkesin cebinde olan bir sey. Sen de mi bunun için, kabul ve para için mi istivorsun beni?"