Marcel Proust, Philip Roth ve Serge Doubrovsky'nin mirası doğrultusunda, bir gerçekliği duygulardan uzaklaşmış bir anlatı ya dönüştürebilecek bir estetiğin kurallarına bundan böyle pek uymayan yazar, özkurmaca yöntemiyle edebiyatı bir sözümona sahicilik, cinsellik ve heyecan gösterisine indirger; böyle bir oto biyografi aracılığıyla yazar kendi patolojisinin klinikçisi olur.
Freud ve mirasçıları her şeyden önce değerlendirme terimleriyle bulunamayacak olan bir şeyi ortaya çıkarmak, bir teorinin doğruluğunu ve bir tedavinin etkili olduğunu kanıtlamak için, -gözlenen değil- dinlenen özneye vermişlerdir sözü. Bunun so nucunda vakaların yorumunun efsanevi gücünü yapıbozuma uğ ratma işini tarihçilere bırakmış, hastanın gerçek tarihini bilimsel birtakım uydurmalarla maskelemeye çalışmamışlardır.
Kısacası, "farklı" olduğu düşünülen -ya da üremeye elverişli olmadığına inanılan bir kesim söz konusuydu ve bunların insanla hayvan arasındaki ya da aklı başında insan ile onun tersi olan hayvana yakın insan arasındaki eksik halkayı oluşturduğu düşünülüyordu. Bir farklılık evrensel durumuna yükseltilmişti: Bir yanda gözlem ve değerlen dirmeye dayalı şeyler politikası, öte yanda bir sabitlik ideali yü zünden "sınıflandırılmaya" mahkum öznelerin evreni.