Daso

Tekin değildir şiir pek, iyi gözle bakılmaz ona, taş atar durup durduğu yerde çok dalgalara; çünkü şiir, bir yerde, ger-çeğin de yedilmesidir; yani, ortaya konuşuyorum, şiir gerçeği yeder.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Eh, toplumuna göre değişebilir biraz bu, kötülüğün ko-yuluğundan, iyiliğin açıklığına kadar iyilik de, olanaksızlı-ğın iyiliğidir. Kimi cemiyetlerde hapisanelerdedir şiir. Kimi sosyetelerde tımarhanelerde teşhir olunur. Kimi kanunlarda sürgüne gönderilir. Kimi toplumlarda sivil ölüm takılır peşi-ne. En açık renklisinde, bir gündem eline verilerek yazlığa yollanır, giderleri karşılanmıştır. Ölünce, oturduğu sokağın tabelasına adı da yazılabilir, ama yeryüzü postacıları, bir bil-dikleri vardır elbette, zarf şairlerine bakıp, herhal bunlar da ulusal taşıllardandır diye homurdanırlar; hele rahmetliklerin dahi tanıyamayacağı değişikliklerle pul olmuşlarsa, hiç sev-mezler.
Ve, insan ruhunun, kıtlık içre, belki yeryüzünün yalnız Orta Doğu’sunda, beslenmeden, birkaç yüzyıl yaşayabilen, umuduyla açarak biraz, külrengi bir masal da tasarlıyordu, onun alınlığıysa şöyle: Ço­cu­k Ço­cu­k İçinde, bileziği takılmış, ço-cukların bile, eğilip diplerini göremediği ancak baş ağır çekip kaç masal düşülünce suyu içilebilen bir kuyu. Şiir alınlıkları, nedense, şiirin bağrından koparılıp başa konulmuş dizeler sanılır hep, değildir. Şiir alınlıkları yukarı kaçan çocuk yüzleridir, okulların giriş sınavlarını kazanama-yıp, önce kamuya karşı diktreş olduklarından intihara, yetiş-tirme yurtlarına, sözde açık Kalaba’lara, sonra da tabiata kar-şı geldiklerinden bacakları koparılmaya, boğulmaya, ölüme yargılanmalarından başka bir nedenle, derin adları, güzel anlamlı bakışlarıyla gazetelere geçmeyen. Bu yazıda bile, burnunu bir parmağa karıştırtan, zalim bir kamu çiçeğinin bozduğu bir çocuk yüzü, yukarı kaçtığın-dan, onun boş bıraktığı soğan mürekkebiyle yazılmış sırayı, ateşi olanlar yakıp görürler ve utanırlar mı? Çağdaş bir masal babası yerinize utanıyor.
HANGİ ŞİİR TOPAL ÇOCUKLARINI TOPLAR SOKAKTAN? “İşte şom büzüklü Manoli.Uzlaşmaz tutkusu değişim. Kulağının arkasında bir bülbül çitat. Kârgir bir kilisesi var. Tahta bir çan. Boylu boslu bir mutsuzluğu geçirmiş ele. Nakışlı bir tava-nı delip ölülerin salısı. Topuğunun üzerinde döner. Çürüğe çıkarılacak bir tümce: Saçları kurşun ağırlıklı Ustangul Türkçesi. Yerine, çözülmez karmaşıklığı bir halk şenliği.”
1. Kapkaragümrüklü ölçüsüz ayaksız Ali çocuklar Asılmak bilirsiniz kesin tehlikeli ve yasaktır Edirnekapı - Bahçekapı sarı kamu tramvaylarına Haramiler Durağı'ndan Beyoğlanları öne alır Ve delip geçer yedi kenti saatlerin en köründe Halk kipiyle voyvooo! Ölüm! - Ölüm! tramvayları Ardınca siz vişneçürüğü şiirlerimi bırakmıştır 2. Duyduk duymadık demeyin ha altıparmak çocuklar Tam da kalfalığa giderken lekelenir çıraklar Uyurlarken dahi o parmaklarındadır yüksükleri Parça başı dikişler çıkabilir diye düşlerde Kim bilir kaç şiirdir kamburu göğsünde bir çocuk Bir silkinecek ve bütün askeri okullara girecek Karartma benizli bir roman çocuğu arkadaşı da Demirkapı dolaylarında asker - sivil terzisi olur 3. Ali Korna kağıdına basılmış parlak çocuklar ise İstanbul padişahlarına çıkartırlar beş numara - iyi mi?