Her uyuduğum da hülya olarak gördüğüm rüyanın kâbus olduğunu gördüm. Uyanırken anlımdan boşalan terlerin beni bir sel gibi alıp götürdüğünü gördüm. Sahi neydi benim kabusum, neydi beni alıp götüren şey. Uyandığımda başımın üstünde duran yıldızların, savaş esnasında atılan okların gökyüzünü kaplaması gibi gönül bağımı kapladığını gördüm. Ah ne derin duygulardı öyle. Ter sel gibi akıyor, gözyaşları inci tanesi gibi topuk topuk...
Sonra iç ses şöyle seslendi: Bu dünyada huzur aramak. Samanlıkta iğne aramak kadar saçma. Emin olun bu cümle içime daha fazla huzur verdi.
her şeyden biraz kalır-
diyor birileri, çoğulluk haklılıktır.
kavanozda biraz kahve,
kutuda biraz ekmek,
insanda biraz acı.
insanda biraz mutluluk
ama en geçerli söz
insan en çok sabahları arar sevdiği kadını
türkiye’de ve dünyada…