Bir manastır gibi ruhuma kapanmaya razı oldum çoktan ve kendim için ıssız topraklarda kupkuru bir sonbahar olmaya, su birikintilerinin üzerinde kubbeleşen karanlıkta, solan bir ışığı andıran bir suretten başka diri yok o sonbaharda, ne de o mor ihtişamın – dağların doruklarında can çekişen sürgün edilmiş günbatımının dışında bir gayret ya da renk.