'' Aziz senin kelimelerine ne zaman böyle bağlandım, bilemiyorum. Tek bildiğim yazışmalarımızın beni değiştirdiği. Hem de tâ en başından itibaren. Belki sana bunları itiraf ettiğime pişman olacağım. Belki haddimi bilmiyorum. Ama koca bir önrü haddimi bilerek geçiren ben, bir kere de olsa hudutlarımı aşmak istiyorum. Cesaretim beni şaşırtıyor. Tabi eğer bunun ismi cesaretse... ''
''Bu da kurallardan biri. On Dokuzuncu Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.''
"Bu hayat yolunu amaçlarla kat ettiğimiz için, kendimizi hayatın en belirgin özelliği olan 'belirsizlik'le mahvolan umutların hapishanesinde bulabiliriz."
''Dönüp dolaşıp bize acı veren şeyleri bulup onları anlam yüklüyoruz, çünkü hiçbir şey baki değil, ama biz boşu boşuna bağlanıyoruz. Elimizden alındığında da acılara gömülüyoruz. İşte tam bir insanlık hali.''