“Sana kimse gerçekleri senin kadar net söylemeyecek. Otur, kapan, kalbine dön, gerçek orada biliyorsun, bazen biraz derinde olabilir. Elini sok, çek al onu oradan.”
Serinin ilk üç kitabını çok sevmiş biri olarak beğendim ancak diğerleriyle mukayese bile edilemez. Kendine ait bir konusu yok, aslına bakarsanız doğru dürüst hiçbir olay dahi olmuyor diyebilirim, sadece arayı doldurmak ve okuyucuyu 4. kitaba hazırlamak, dikkatleri Feyre'den Nesta ucubesine çekmek için yazılmış. Sırf benim all-time favori çiftim olan Feyre & Rhys içinde bulunduğu için (ve bundan sonraki kitaplar da onları az buçuk barındıracağı için) okumaya devam edeceğim seriyi. Yoksa huysuz, nankör ve meymenetsiz (nasıl nefret kusuyorum ama kjdlkf) Nesta ve yaşadıkları zerre umurumda değil.
Ben Gümüş Alevler Sarayı'ndan önce bunu hiç okumasam mı acaba diye düşünmüştüm çünkü zaten bir ara kitap ve okurların hakkında yorumları pek iç açıcı değildi. Ancak yine de seriyi tam okumak istediğimden dolayı okudum ve pişman değilim. Yorumlarda abartıldığı kadar kötü değil ancak 3. kitaptan hemen sonra okusam ben de büyük hayal kırıklığına uğrardım sanırım. Araya birkaç ay koyduğumdan karakterleri özlemişim ve bu boş beleş kitap bile beni tatmin etmeye yetti o nedenle. Henüz okumamış olanlara 3. kitapla arasına zaman koymalarını önerebilirim.
Beklentimin yüksek olduğu, daha okumadan seveceğimden emin olduğum bir kitaptı "Sadece Rüzgar Bilir". Ama bu kadar seveceğimi, 1 günde, elimden düşürmeden bitireceğimi ben bile tahmin edemedim.
Öncelikle kurguda eksikler vardı bence, akla tam yatmayan ve altı doldurulmamış "fantastik" olayın ne olduğunu galiba kitabı okumayanlar bile arka kapağından çıkarabilir. Ama ona rağmen öyle güzel, öyle "tok" bir hisle kapattım ki kitabın kapağını, eksik hiçbir şey yokmuş gibi hissettirdi. Kitabın özellikle son 60 sayfasında düpedüz ağlamaya başladığımı söylemeliyim. Acısını hissettiğim aşk bana ait olmasa bile beni ağlatır ve ben bu aşkı çok ama çok net bir şekilde hissettim. Outlander dizisini izleyen varsa, tam o tadı veren hatta bence daha da güzel bir kitaptı. Kitap da dizi izliyormuş gibi bir izlenim yaratıyor zaten insanda. Okurken gözünüzün önünde akıp gidiyor sahneler sanki. Ayrıca yazarın dilinin yumuşaklığını çok sevdim, Amy Harmon'ın elimde başka bir kitabı daha var ve şu an onu da okuma listemde daha önlere çekmeyi planlıyorum.
Kısacası, çok sevdiğim, belki ara ara tekrar bazı yerlerini açıp okuyacağım ve gönül rahatlığıyla -ve hatta büyük bir şevkle- önerebileceğim bir kitap.
Tarih ile harmanlanmış aşk hikayelerini severim derseniz hiç durmayın, hemen alın okuyun.