Gamelin parasını ödedi. Fırıncı halkın gürültü patırtı ile fırına saldırmasından korkup hemen kapılarını kapadı. Ama korkulacak bir şey yoktu; eski zorba efendileri ve şimdiki kurtarıcıları tarafından boyun eğmeye alıştırılmış olan bu zavallı insanlar, başları önlerinde, ayaklarını sürüyerek çekip gittiler.
“Ben aristokrat bir kişi değilim. Görkemli bir hayat süren nice büyük kimseler gördüm; biliyorum, ayrılıklarını kötüye kullanıyorlardı. Efendisinin geçeceği yolda hemen sıraya girmediği için Carailles Dükü’nün uşakları gözümün önünde babanı sopanın altına yatırdılar. O Avusturyalı kadını hiç mi hiç sevmiyordum. Çok mağrurdu çok para harcıyordu. Krala gelince, onu iyi bir kral sanıyordum ama yargılandığında yaptıklarını duyunca düşüncemi değiştirdim. Kısacası az çok iyi günler geçirmiş olmakla birlikte gene de, eski rejimin yıkılışına üzülmüyorum. Ama sakın bana devrimin eşitlik sağlayacak bir düzen kuracağını da söyleme! Çünkü insanlar hiçbir zaman eşit olamayacaklar. Zaten bunun mümkün olacağı da yoktur, ülkeyi boşyere tersyüz ediyorsunuz, yeryüzünde her zaman büyükler ve küçükler, şişmanlar ve zayıflar bulunacaktır.”
H.G. Wells oldum olası sevdiğim ve bilim kurgunun babalarından biri olduğunu düşündüğüm bir yazar. Dr. Moreau’nun Adası da yazarın geniş hayal gücünü ve yaratıcılığını bana bir daha gösterdi. Hikaye yalın ve akıcı bir şekilde anlatılmakta. Hikayede bilimsel terimler kullanması beni şaşırttı aynı zaman da hayran kalmama neden oldu.
H. G. Wells