Quintessentia

Quintessentia
@Dedalus_
Comes aeternus animae meae
İnsanları neye benzediklerini öğrenmeye zorladığınızda daha iyi olurlar.
Anton Çehov
Anton Çehov
Reklam
Sesimi Duyan Var mı?
1977’de fırlatılan Voyager 1 hâlâ Dünya’ya veri gönderiyor. İnsanlığın yaptığı küçük bir metal nesne, yıldızlararası boşlukta sessizce ilerliyor. İçinde de Dünya sesleri var: bir bebeğin ağlaması, rüzgâr, müzik,. selamlaşmalar. Bunu düşündüğünde tuhaf bir his oluşuyor: Belki de insan türünün en saf davranışı savaşmak değil, iz bırakmak ve daha da tuhafı: O sondanın taşıdığı seslerin çoğu, onu gönderen insanların artık hayatta olmaması. Sanırım; "İnsan bazen ölmekten değil, hiç iz bırakmamaktan korkuyor."
Bugün ilişkilerinde kendini sürekli "çaresiz, suistimal edilmeye açık veya bir başkasının keyfine bağımlı" hissettiğin o anlar, acaba geçmişindeki hangi ilk haksız uyuşmazlığın mühürlenmiş bir uzantısıdır?

Quintessentia

@Dedalus_
·
Çocuk, tamamen yetişkinin keyfi iradesine, cinsel veya duygusal tatmin arayışına maruz kalmış, çaresiz bir nesnedir. Bu trajik uyuşmazlık, çocuğun zihninde ve bedeninde (açık ve örtük hafızasında) silinmez bir mühür haline gelir; birey büyüdüğünde bile ilişkilerinde sürekli bu ilk boyun eğme ve nesneleştirilme senaryosunu canlandırmak zorunda kalır.
Hayatında "her şey çok yolunda, hiçbir sorunum yok" diyerek sürdürdüğün o derme çatma düzen, acaba hangi hakiki öfkenin ve acının su yüzüne çıkmasını engellemek için ördüğün bir buz kütlesidir?

Quintessentia

@Dedalus_
·
İnsan, ağır travmalar altındayken hayatta kalabilmek için duygularını tamamen dondurabilir (katı düzen kıyısına sığınabilir) ve dışarıdan bakıldığında "sorunsuz, uyumlu" bir yaşam sürebilir. Ancak bilinçaltında biriken o ham öfke ve nefret, güvenli bir ortam bulup da (grupta/terapide) dile getirilmeye başlandığında, sahte yapı çöker ve sistem büyük bir kaos dalgasıyla (intihar krizleriyle) sarsılır. Bu sarsıntı bir çöküş değil, gerçeğin uyanış sancısıdır.
İlişkilerimizde partnerimizin "aşırı ilgi veya yakınlık" talebine gösterdiğimiz o katı direnç, aslında çocuklukta inşa ettiğimiz o "sahte benliğin" hangi yarasını korumaya çalışıyor olabilir?

Quintessentia

@Dedalus_
·
Daha sonraki yıllarda bir aşk ilişkisine girme konusundaki isteksizliğinin üstesinden geldiğinde partnerini, yakınlık arzusu ve sorunsuz cinselliği nedeniyle eleştirmesi muhtemeldir... Bu karmaşık kolajın düzenli olarak farkında olduğunuz tek parçası... sahte benliğinizdi. ...Çocukken hayatta kalmak ve sevilmek adına gerçek benliğimizi (duygularımızı, doğallığımızı) gölgeye itip, yerine koruyucu bir sahte benlik (persona) inşa ederiz. Bu sahte dış cephe, bizi yeni yaralar almaktan korur ancak bir yetişkin olduğumuzda gerçek bir yakınlık kurmamızı engeller. Partnerimizin yakınlık talebi, bizim o özenle ördüğümüz barikatları tehdit ettiği için öfkelenir ve sol beynimizin o soğuk, katı sığınaklarına kaçarak karşımızdakini suçlarız.
Reklam