Quintessentia

Quintessentia
@Dedalus_
Özüne yaklaştıkça manzara değil, uçurum büyür. Modifiye edilmiş benliğinden memnunsan, dön geri; sana göre değil burası... #306148980
"Güzel, yüce şeyler! . . " kırk yaşımda bana az çektirmedi, ama kırkıncı yaşıma basınca böyle oldu bu; oysa o sıralar, ah, o gençlik yıllarımda çıkacaklardı karşıma! O zaman kendime uygun bir iş de bulurdum: Bütün o güzel, yüksek şeylerin onuruna içerdim. Kadehime önce biraz gözyaşı akıtmak, sonra da onu bütün güzel, yüksek şeylerin onuruna kaldırmak için hiçbir fırsatı kaçırmazdım. Dünyada ne varsa hepsini güzellik, yücelik açısından görür; en pis, en iğrenç şeylerde bile güzel, yüce bir yan bulurdum. İstediği zaman gözyaşı dökebilen bir adam kesilirdim. Ressamın biri kalkıp Ghe* ayarında bir tablo yaptı diyelim. Hemen böyle bir tablo yapmış olan ressamın onuruna içerdim, çünkü bütün güzel yüksek şeyleri seven bir adamdım ben. "Canınız nasıl isterse" adında bir yapıt mı yazıldı, hemen "Canınız nasıl isterse"nin onuruna kadehimi kaldırırdım; dedim ya, güzellik, yücelik adına yapmayacağım şey yoktur. .
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sandalyede şöyle bir doğrularak hışımla kadehime sarıldım. Olağanüstü bir şeye hazırlanıyordum, fakat aklıma söylenecek bir söz gelmiyordu. ...'Beyefendi, şunu iyi bilin ki, siz beni hiçbir zaman küçük düşüremezsiniz!' ...Kendi aralarında bağırıp çağırışıyorlar, neşeyle şakalaşıyorlardı. ...Ezilmiş, onurum kırılmış bir durumda süklüm püklüm oturuyordum. 'Tanrım burası benim yerim miydi?' diye düşünüyordum. ...Divanın karşısındaki duvar boyunca, masa ile soba arasında gidip gidip geliyor; konuşulanları gülümseyerek dinliyordum. Onlar olmadan da vakit geçireceğimi göstermek için bütün gücümü kullanmak niyetindeydim. İnat olsun diye de ökçelerime basarak gürültü çıkarıyordum. Ama bütün bunlar boşunaydı. Onlar bir kez olsun başlarını çevirip bakmamışlardı bana. Böyle, gözlerine sokarcasına, masa ile sobanın arasında saatin sekizinden on birine kadar, bıkmadan, usanmadan gezinebilirdim.
Birdenbire öyle bir an geldi ki, onun beni gördüğü halde görmezlikten geldiğini, yolumdan çekilmeksizin nezaket kurallarına uyarak, onun bana vurduğu kadarıyla ben de ona, canını yakmadan şöyle omuz vurmalıyım diye düşünüyordum. ...Niyetim gün geçtikçe daha çok aklıma yatıyor, yapılabilirliğine her gün biraz daha inanıyordum. ...Bunu yapmakla, herkesin gözü önünde kendimi onunla aynı düzeye çıkararak onurumu kurtarmıştım ya!.. Utkumun coşkusu içinde İtalyan aryaları söylüyordum. ...Beni gördüğü halde görmezlikten gelmişti, bunu adım gibi biliyordum. Şu ana kadar da bundan zerrece kuşkulanmadım. Benden daha güçlü olduğu için çarpışmada gene ben zararlı çıkmıştım, fakat bunun ne önemi vardı! Amacıma erişmiş, bir adım bile yana çekilmeden, herkesin gözü önünde kendimi onunla aynı düzeye çıkararak onurumu kurtarmıştım ya!..
O sıralar ancak yirmi dört yaşındaydım. O zaman bile ruhumu sıkan dağınık, yabanilik derecesinde yalnız bir yaşantım vardı. Kimseyle görüşmüyor, konuşmaktan kaçıyor, gitgide daha çok kabuğuma çekiliyordum. Dairedeki görevimde kimsenin yüzüne bakmamaya çalışıyordum, ama iş arkadaşlarım, bana yalnız garip bir adam gözüyle değil, -öyle sanıyordum ki- aynı zamanda tiksintiyle bakıyorlardı. ...Sınırsız gururum ve bunun doğurduğu aşırı titizliğim sonunda iğrenme derecesine varan bir nefret duyuyordum kendime karşı; bu yüzden, başkalarının da bana aynı gözle baktığını düşünüyordum. ...Zamanımızda her aklı başında adam korkaktır, köle ruhludur, açıkçası böyle olmak zorundadır. Bu, onlar için normal bir durumdur. ...O sıralar canımı sıkan bir durum daha vardı! Ne ben bir kimseye benziyordum, ne de bir başkası bana. 'Onlar hep birlikte, bense onlardan farklıyım,' diye derin düşüncelere dalıyordum.
Acı duymak anlamanın tek kaynağıdır...
Gelgeç gönüllü, tutarsız bir yaratık olan insanoğlu ise, belki de satranç oyuncuları gibi hedefi değil, hedefe giden yolu sever. Kimbilir, belki ...insanın yöneldiği tek hedef, hedefini elde etmek için harcadığı sürekli çabadır, başka bir deyişle yaşamın kendisidir. Oysa hedef iki kere iki dörtten, bir formülden başka bir şey olamaz; iki kere iki dört ise yaşam değildir, beyler ancak ölümün başlangıcıdır. ...Ben yalnız kaprislerimden ve istediğim her an kapris yapabilmekten yanayım. Sırça köşkte acı çekmek ise bütün bütüne yakışıksız düşer, çünkü acı çekmek kuşku demektir. ...Şuna iyice inandım ki, insanoğlu karışıklık çıkarmaktan, kırıp dökmekten kendini alamayacaktır. Acı duymak anlamanın tek kaynağıdır.