Quintessentia

Quintessentia
@Dedalus_
Özüne yaklaştıkça manzara değil, uçurum büyür. Modifiye edilmiş benliğinden memnunsan, dön geri; sana göre değil burası... #306148980
Radikal Hiperseksüalite
Evrimsel biyolojide, cinsel tek eşlilik (çift bağı) gösteren tüm canlılar hiposeksüeldir; yani sadece doğurganlık döneminde, sessizce ve üreme amaçlı sevişirler (Vatikan seksi!). Oysa insan, doğum başına düşen yüzlerce/binlerce üreme dışı cinsel birleşmeyle ve uzun cinsel ilişki süresiyle primat dünyasının en azgın, en "abaza" varlığıdır. Bu muazzam anatomik veri, insanın biyolojik olarak asla tek eşli bir çift bağına ayarlanmadığının; aksine, cinselliği kesintisiz bir sosyal eğlence, zevk ve kabile yapıştırıcısı olarak kullanan hiperseksüel bir bonobo doğasına sahip olduğunun en net editöryal tescilidir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Orantısız büyüklükteki beyinlerimizden ve ilgili dil yeteneğimizden başka, özellikle insani olan bir yönümüz daha var. Belki de hiç şaşırtıcı olmayan biçimde hayati sosyal dokumuzun içine örülü bulunan abartılı cinselliğimiz. Homo sapiens'ten çok zamanı seks hakkında yaygara kopararak geçiren başka bir hayvan daha yok. Libidosu meşhur bonobo bile. Bonobolar ve insanlarda doğum başına binlerce değilse bile yüzlerce cinsel ilişki düşmesine rağmen -herhangi bir primattan çok daha fazla- bonoboların cinsel ilişki süresi insanlara göre çok kısadır. Çift bağı kuran hayvanlar hemen her zaman hiposeksüellerdir. Vatikan'ın uygun bulduğu biçimde seks yaparlar: Az sıklıkta, sessizce ve sadece üreme amaçlı. İnsanlar ise dinlerinden bağımsız olarak spektrumun diğer ucunda yer alır: Hiper seksüalitenin vücut bulmuş hali.
İnsan beyni ve dil yeteneği aslen "çok boyutlu, esnek sosyal ağlar kurmak ve grubu bir arada tutmak" için evrimleşmişse; cinselliği bu esnek sosyal ağların dışına çıkarıp katı, tekelci ve bencil bir mülkiyet iyelik sözleşmesine indirgeyen evlilik kurumu, beynimizin evrimsel işlevine ihanet eden kültürel bir gerilemedir diyebilirmiyiz?

Quintessentia

@Dedalus_
·
İnsan beyninin niçin bu kadar hızlı ve bu denli büyüdüğü hakkında hararetli tartışmaların sürmesine rağmen, çoğu kişi antropolog Terrence W. Deacon ile hemfikir: 'İnsan beyni zekaya duyulan ihtiyaç tarafından değil, daha ziyade dil için gerekli olan becerileri detaylı biçimde hazırlayan evrimsel süreçler tarafından biçimlendirilmiştir.' Klasik bir geri besleme döngüsündeki gibi, büyük beyinlerimiz hem karmaşık ve incelikli iletişim ihtiyacımıza hizmet eder hem de aynı ihtiyacımızın ürünü olarak oluşurlar. Dile gelince, en derin ve en insani özelliğimizi mümkün kılar: Esnek, çok boyutlu uyum gösteren bir sosyal ağ kurma ve sürdürme becerisi. İnsanoğlu diğer her şeyin öncesinde ve ötesinde, tüm yaratıkların en sosyal olanıdır.
Bizler bireysel çıkarlar peşinde koşan atomize varlıklar değil, birbirine sıkı sosyal iplerle bağlanmış komünal bir organizmayız. Bu muazzam sosyal ağ kurma becerisi, tarih öncesi avcı-toplayıcı gruplarda cinsel ilişkilerin de neden dışlayıcı ve bencil değil, esnek, çoklu ve grubu bir arada tutan bir yapıştırıcı olarak işlev gördüğünün nöro-antropolojik zeminidir.
İnsan beyninin niçin bu kadar hızlı ve bu denli büyüdüğü hakkında hararetli tartışmaların sürmesine rağmen, çoğu kişi antropolog Terrence W. Deacon ile hemfikir: 'İnsan beyni zekaya duyulan ihtiyaç tarafından değil, daha ziyade dil için gerekli olan becerileri detaylı biçimde hazırlayan evrimsel süreçler tarafından biçimlendirilmiştir.' Klasik bir geri besleme döngüsündeki gibi, büyük beyinlerimiz hem karmaşık ve incelikli iletişim ihtiyacımıza hizmet eder hem de aynı ihtiyacımızın ürünü olarak oluşurlar. Dile gelince, en derin ve en insani özelliğimizi mümkün kılar: Esnek, çok boyutlu uyum gösteren bir sosyal ağ kurma ve sürdürme becerisi. İnsanoğlu diğer her şeyin öncesinde ve ötesinde, tüm yaratıkların en sosyal olanıdır.