İniyor ve inliyorum. Nereye bir kucak dolusu sonluluk sorgusu getiriyorsam oraya bir kucak da getiriyorum. Bir kucak sadece genç ve diri değil, bir kucak sadece yaşlı ve yorgun değil, bir kucak sadece erkek ve vakur değil, bir kucak sadece kıvrak ve dişi değil, bir kucak sadece kavruk ve intikamcı değil, bir kucak sadece gürbüz ve atak değil, bir kucak sadece üzgün ve dindar değil, bir kucak sadece temiz ve sevecen değil, bir kucak sadece pis ve sırnaşık değil, bir kucak sadece cömert ve sıcak değil, bir kucak sadece sancılı ve keskin değil, bir kucak sadece umursamaz ve bezgin değil, bir kucak sadece öksüz ve çolak değil. Bir kucak sadece bir kucak açılınca açıkları kapatan, acıkınca doyuran ve doyurunca nasıl da perişan, ne kadar da ölçülü. Darası alınmaz yüküm bu benim. Kayda geçirilemez, narhı konulmaz resmen ve alenen. İfade usulü yok. Gözümün feri saydım onu, gücüm bundadır. Dizimin dermanıdır o. Buradan gelir cesaretim. Bende bu kucak olduktan sonra iyi veya kötü ne yapılabilir kendi hayatı aleyhine?
Binlerce defa dolap çevirmiş olan bana mı?