Oyle bir yol yürüdünüz ki ancak
dönüş yolunu yokederek gelebilirdiniz
inişiniz bir iniş olurdu başa dönmemecesine.
Yağmur yalnız yağarken yağmurdur
sen yalnız senken sensin burada kalamazsın ve başa dönemezsin
gitmek zorundasın kovalanan bir Yahudi gibi
ama Yahudiler gibi kendinle kalamıyorsun herşey çok yetersiz senin için
herşey sana çok fazla
ayıklarsan ayık durabiliyorsun
aranı açıyorsun kendinle eşyayı araladıkça
uyanmanın bedeli serapları fedadır
uykuyu tadayım dersen kâbusa dalmak pahasına.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Boşuna mıydı yol boyunca benliğime musallat olan belâ?
Bir çevrim tamamlandı mı şimdi?
Yine mi döndüm başa?
Olmaz diyor yanımdan ayrılmayan vaşak kimse başa dönmemiştir, dönemez
hele sen geçtiğin o ormanlar
rüyalarındaki canavarlardan sonra
çok uzaksın o ilk fırlatıldığın zamana.
Aldanma bunlar tayfa değil
burada doğdu hepsi denize hiç açılmadılar denizi sen kadar bile tanıyan yoktur aralarında her biri uzak bir beldeden geldi
sanılsın istiyor yosmalar böylece saygın fahişeler arasına katışacaklar müptezel birer facire olsalar da.
Evet, ilmektir boynumdaki ama ben kimsenin kölesi değilim. "Tarantula" yazdılar diye göğsümdeki yaftaya, "Tarantulaymış benim adım!" diyecek değilim. Tam düşecekken tutunduğum tuğlayı kendime Rab bellemeyeceğim. Razı değilim. Beni tanımayan tarihe, beni sinesine sarmayan tabiattan rıza dilenmeyeceğim.
Gittim, su çektim en derin kuyudan. En hileli desteden kendi kartımı çektim. Yaktım belgeleri. Bütün tanıkları yok etmek için ricacıları öldürdüm. Onlar bu dumanlı dünyanın beni nasıl özlediğini görmüş olabilirdi. Gerçekten özlemişti beni dünya. Öze çekmişti. Özüm gelinceye kadar bana temas etmişti bu dokunuş. Parlatınca beni, benden biraz dünya isteyen ricacıları öldürdüm ve kıtal bitti.