Quintessentia

Quintessentia
@Dedalus_
Özüne yaklaştıkça manzara değil, uçurum büyür. Modifiye edilmiş benliğinden memnunsan, dön geri; sana göre değil burası... #306148980
İniyor ve inliyorum. Nereye bir kucak dolusu sonluluk sorgusu getiriyorsam oraya bir kucak da getiriyorum. Bir kucak sadece genç ve diri değil, bir kucak sadece yaşlı ve yorgun değil, bir kucak sadece erkek ve vakur değil, bir kucak sadece kıvrak ve dişi değil, bir kucak sadece kavruk ve intikamcı değil, bir kucak sadece gürbüz ve atak değil, bir kucak sadece üzgün ve dindar değil, bir kucak sadece temiz ve sevecen değil, bir kucak sadece pis ve sırnaşık değil, bir kucak sadece cömert ve sıcak değil, bir kucak sadece sancılı ve keskin değil, bir kucak sadece umursamaz ve bezgin değil, bir kucak sadece öksüz ve çolak değil. Bir kucak sadece bir kucak açılınca açıkları kapatan, acıkınca doyuran ve doyurunca nasıl da perişan, ne kadar da ölçülü. Darası alınmaz yüküm bu benim. Kayda geçirilemez, narhı konulmaz resmen ve alenen. İfade usulü yok. Gözümün feri saydım onu, gücüm bundadır. Dizimin dermanıdır o. Buradan gelir cesaretim. Bende bu kucak olduktan sonra iyi veya kötü ne yapılabilir kendi hayatı aleyhine? Binlerce defa dolap çevirmiş olan bana mı?
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yağmurun yoldaşı denebilir mi bana? Ne dökülüş inişim de, ne çakış.. Yalnızca o çetrefil aralama zahmetine katlanarak iniyorum kızları utandıran iççekişle erkekleri boğan kasvetle iniyorum . Öfkemdi başlattı yolu ısrara gerek var deyip durdu şehvetim istemedi doğurmak böyle bir uğraşı tabiat tarih onu tanımazlıktan geldi bir dövüş olsaydı sonunda belki gevşerdi hırsım belki saçlar taranırdı bir sevişmeden sonra ama ben hıncahınç bekçisi kalacağım burçlarımın sonunda yükü bıraktığıma yanacağım.
indiğim yerde beni bir bekleyen yok indiğim yerde biçilmiş ot gibiyim puslu, çapraşık,koklanmamış ihmalkâr gözle okunmuş bir kitap bîtab bir gözle okunmayı tercih ederdim yoğrulmuş olan benle bir daha yoğrulsaydı benimle açsaydı ağırdan tükeniş faslını mızrap.
İniyorum kulelerinden katil iniyorum maktul minarelerden taraçadan, bahçeden ilk tanıyı bulanların indikleri her yerden ilk tanıyı bulandıran bir vaşakla birlikte değdikçe ayaklarım merdiven alçalıyor açılıyor leşlerin, atmıkların cesurane canlıların korka korka uzandıkları zemin ağzımda kef iki gözlerimde mil iniyorum kulelerinden katil.
Körüm , o halde karanlık niye benden kaçıyor? Sağırım, nasıl oluyor da uğultum uzaktan beni çağırmaktadır? Göklerin çökeltisinden başkaca soy toprağın tortusundan gayrı hısım bilmeksizin iniyorum kirli eteklerine beni emziren kaltak şehrin iniyorum ama indirilmedim iniyorum çalıntı tahtımı terkederek