berbat bir kitap, kimseye tavsiye etmiyorum. dil bakımından zayıf, karakterler iyi oluşturulmamış, sürekli mantık hataları ve sjw'lere selam çakmak adına mantıksızca iliştirilmiş, ana konuyla hiçbir bağı olmayan saçma sapan bölümlerle dolu iğrenç bir kitap. size katacağı hiçbir şey yok, boşuna para vermiş olursunuz böyle bir çöpe.
normalde böyle bir şey okumazdım zaten ama arkadaşın tavsiyesiyle düştük çamura. belki finali güzel bağlar diye sonuna kadar okudum ama klişelerle dolu olduğu için daha 30 sayfada finali kafamdan yazmıştım bile. kitabın bu kadar çok beğenilmesinin sebebi de muhtemelen bu; bu tip yuvarlak anlatılar, kıssadan hisse içeren yazılar daha geniş kitlede alıcı buluyor.
azıcık okuma kültürünüz varsa kütüphanenizi bununla kirletmezsiniz. çok merak ediyorsanız d&r'a gidip ayaküstü bir bakın , zaten sayfaların yarısını boş bırakmış, 3 sayfada 1 bölüm bitiyor araya da boş yaprak koyuyorlar, toplasan60 70 sayfalık bir okuma anlayacağınız
kitabı yazın okudum ama az önce kitaplığıma bakarken yine hatırladım ne kadar iğrenç bi kitap olduğunu, sinirle yazıyorum bu satırları. yakaladığı hype bitti, geç oldu ama gören olursa sakın almasın böyle bi çöpü
Almayı düşünüyordum bu yorumu görene kadar ama şimdi soru işaretleri oluşmaya başladı kafamda. Herkes de çok övmüştü bana, en iyisi kitapçıda içeriğine bakıp öyle almalıyım.
mesela bir olay anlatıyor, giriş-gelişme diye ilerlerken bir anda abisinin gay olduğunu söylüyor. konuya herhangi bir katkısı yok, anlattığı şeyle alakası yok.
kütüphane görevlisine dert yakınıyor bir durumdan dolayı ama 4 5 sayfa sonra dert yakındığı davranışı kendisi sergiliyor.
insanların çok bencil ve yargılayıcı olduğunu söyleyip mağdurum diye ağlıyor ama kitap öyle benmerkezci bi finale doğru gidiyor ki yazar dikkat çekmek istediği sorunu güzelleyip olumlamaya başlıyor, kendi kendisiyle çelişiyor
mutluluk tamamıyla gönül işidir ve içimizdedir. onu kendi içimizden başka bir yerde sanıp aramak ve mutluluğa sırf servet, güç ve şöhrette görmek çölde serabı su zannetmektir.
* hristiyan dünyasının gözünde islam ve doğu*
moğolların doğudaki ilerleyişi ve hristiyan kalelerinin bir bir düşmesi üzerine hristiyan dünyasında "tanrı günahlarımızı cezalandırıyor" anlayışı doğmuştu.
ilhanlıların memluklulere karşı ittifak arayışında avrupayla sıcak ilişkileri olmuştur. riccoldo ilhanlı hükümdarı Argun Han'ı ziyaret edip onu hristiyanlığa davet etmiştir. bağdad'da bir kilise açıp Kuran-i kerimin yorumunu latince yazıp avrupada yayılmasını sağlamıştır.
müslümanlık bu yorumun yazıldığı vakte kadar hristiyanlığın mezhebi olarak görülmüştür.
devamı yorumda ***
felsefik olarak etkileri *
riccaldonun eseri neoplatonizm akımını doğuracaktır. gemistos adlı bizanslı düşünür, 2. murad'ın sarayında bulunacak, türk - yahudi tasavvufundan etkilenerek önce floransa, ardından avrupada neoplatonizmi yayacaktır.
*kara deliklerin oluşumu, yıldızların ölümü* devamı yorumda
yıldızların iç kısmında gerçekleşen termonükleer olayların sağladığı iç basınç (hidrojenin helyuma dönüşerek yaydığı enerji) dış kabuğun kütle çekim kuvveti etkisiyle çökmesini engeller.
belli bir zaman sonra iç kesimlerinde hidrojen yakıtı biten yıldız genleşmeye ve diğer katmanlardaki hidrojene erişmeye çalışır.
1- güneş gibi küçük kütleli yıldızlarda;
bu genleşme güneşi Kırmızı Dev'e dönüştürür. güneşin yarıçapı arttıkça dış katmanındaki çekim gücü azalacağından dolayı dış katmandaki madde (hidrojen, helyum vs.) uzaya püskürür.
kırmızı devin helyum füzyonu da tamamen bittikten sonra karbon çekirdeği oluşur. karbon çekirdeğinin yeni bir füzyon başlatacak gücü olmadığından yıldız kasılıp büzülmeye başlar. öte yandan, dış katmandaki helyum füzyonu başlatacak kadar ısınır, açığa çıkan ısı çekirdekteki karbon füzyonunu başlatır ve oksijen çekirdeğini meydana getirir.
bu noktaya kadar genleşmeye devam eden yıldız "gezegenimsi bulutsu" halini alır. o kadar genleşmiştir ki, çekim gücünün yetersizliğinden dolayı kütlesinin %90ını uzay boşluğuna püskürtür ve orijinal kütlesinin %10unu oluşturan karbon çekirdeği kalır geriye. buna beyaz cüce denir.
beyaz cücenin içine çökmemesinin sebebi, elektronların basıncının buna engel olmasıdır.
3- büyük kütleli yıldızlarda
bu tip yıldızların ömrü oldukça kısa olur, hidrojen oldukça hızlı şekilde tükenir.
orta büyüklükteki yıldızlarla aynı süreçten geçen bu yıldızların farkı ele avuca sığmaz kütleleridir. bu kütleler öylesine büyüktür ki sıkışan nötronların basıncı dahil büzüşmeyi durduramaz. sıkışan nötronlar o kadar yoğunlaşır ki basınç kuvveti milyarlarca g kuvvetine eşdeğer halini alır. enerji kütle ile eşdeğer olduğu için (Einstein, E=mc^2) ışık bile 100 milyon g basınç kuvvetinde büzüşmeye başlar.
ömürlerinin sonunda bu büyük kütleli yıldızlar öylesine sıkışır ki sonunda ışığın bile kaçamayacağı Kara Delikler meydana gelir.