Sorun, zihinsel düzeyde ya da mantık düzeyinde anlaşılmak değildir. Duygusal yönden anlaşılmayı diler insan ve böyle bir gereksinimi, tek bir yakın bedensel temas, bir sözlük dolusu güzel deyişten daha kolay doyuracaktır.
Kısacası, aşk hem yaratılışın hem de varoluşun nihai sebebidir. Hak, bu aşkı deneyimlemek ve çoğaltmak için varlığı yaratmış; insanı da bu aşkı bilerek, hissederek ve deneyimleyerek kendisine yaklaşması için var etmiştir. Varoluş, bu aşkın ebedi bir tezahürü ve yankısıdır.