Kitap tam bir ansiklopedi kıvamında sadece alfabetik değil. Hap bilgi gibi kısa ve öz. Konudan konuya, mekandan mekana ve zamanda yolculuk tadında bir tarih kitabı. Kesinlikle tavsiye ederim.
Siyaset insanın kendini gerçekleştirdiği, kendini var ettiği en temel alanların başında gelir. Bu nedenle, insana dair sorunlar bir bakıma siyasetin de sorunları olmuştur. İnsan topluluk halinde yaşayan, mülk edinmeye çalışan, eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesi veren, iktidar ve egemenlik peşinde koşan bir canlıdır. İnsanın bu vasıfları devlet, iktidar, egemenlik meşruiyet, mülkiyet, adalet, eşitlik ve özgürlük gibi siyaset felsefesinin temel konularını doğrudan ilgilendirir. Dolayısıyla, insan doğasını anlamadan siyaseti anlamak pek mümkün görünmediği gibi, siyasetin dinamiklerini kavramak için de insanı anlamak gerekmektedir.
İnsanlık tarihine baktığımızda insanın hayatta kalma ve türünü devam ettirme mücadelesi sosyalleşmeyi, toplum kurmayı zorunlu kılmıştır. İnsanların bir arada yaşamaları bir zorunluluk olduğu kadar da zorluktur. Dürtülerin kontrolü toplumsallaşmanın ve insan ruhsallığının merkezinde yer almaktadır. İlkel toplulukların bir arada kalmalarını sağlayan en önemli toplumsal yapı yasaklardır. Yasaklar, yasalar, kurallar birey ve toplum arasındaki karşılıklılık ilkesinin temelini oluşturur. Bir benzetme yapmak gerekirse, toplumun kurallarının oluşması ve kabulü, anne karnında başlayan "olma" yolculuğuna geri dönmeye duyulan arzu ile anne gibi olabilme çatışması arasında gidip gelmek gibidir.
İnsan; maruz kaldığı etkiler karşısında yalnızca tepki verebilen ve bu sayede davranabilen bir canlı değildir. İnsan, aynı zamanda var olduğu iletişim bağlamında diğerleri tarafından nasıl tanımlandığına göre de anlam kazanan bir canlıdır.
Toplum; bireyler arasında birleşme, bağlanma, ortaklık fikrini içerir. Sosyal kavramı ise, bireydeki kolektif yapıya işaret etmektedir. Bu nedenle bireyin sosyalleşmesi ile toplumsallaşması arasında da farklılıklar olacaktır. Sosyalleşme, insanın doğası gereği bir yeterlilik hali ve ihtiyaç iken toplumsallaşma insanlığın bir ürünü olarak yaratılmış ve bireylere sunulmuş bir zorunluluk halidir. Bu nedenle bireylerin kendilerini inşa edişlerinde toplumun etkisi oldukça büyük, hatta en büyük yere sahiptir.