Zaman sonbahardaki bir ağacın yaprakları gibiydi. En küçük bir esintiyle bir yaprak kopuyordu ama bunu anlamıyorduk. Bir de bakıyorduk ki o ağaçta hiç yaprak kalmamış, yani hayatımızın sonuna gelmiştik. Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen her şey er veya geç bitiyordu. Sonsuz gibi gelen acılar ve sonsuza kadar sürmesini istediğimiz mutluluklar elbet bitiyordu. İnsan ömrü de böyleydi, hiç bitmeyecekmiş gibi gelirdi ama göz açıp kapayana dek bitiveriyordu.