Birer küçük bardak su ve kahve fincanlarının yanına birer güllü lokum koymuştu. Tam eski İstanbul işi. Şu “cafe”lerin hiçbirinde bulunmazdı bu. İnsanlar niye bu güzel adetleri bırakır da hazır kahve içerler diye bir kez daha merak ettim. Hem de tadı yabancı bir kahve.
Aslında nedeni belliydi. Dünyanın değişik yerlerinde yaşayan, birbirinden farklı özellikteki milyarlarca insan, aynı tür yiyecek ve içecekleri sevmeli, aynı tarz giysileri almalı, bunun için de aynı tarz bir hayat yaşamalıydı. Böylece uluslararası büyük firmalar, ürünlerini dünyanın her yerinde satabilirdi. Belki de daha korkuncu, bu sistemin yerel kültürleri yok ediyor oluşuydu.