Kitabın kahramanı Alan kendi tercihlerini başkaları için sürekli ön planda tutan, kendine değer vermeyen ve kendiyle anlaşamayan biri. Bu durumun onu intihara suruklemesiyle tebdil i kıyafetli bir bey hayatına giriyor.
Efendim öncelikle Alan'ın bir kukla gibi ordan oraya savrulması canımı sıktı. (Bi isyan et be adam bi Eh! de şuna) fakat bu fikrimin yanlış olduğunu kitabın sonunda anladım.
Bu kitap insanın sınırlarının isteği doğrultusunda ne kadar geniş olabileceğini anlatıyor. Aslında herşeyin bizim zihnimizle alakalı olduğunu korkusuzca bunu istersek her şeyi yapabileceğimizi anlatıyor.
İyileşmeye önce kendinden başla
Bu kitap İÇİNDEKİ KORKULARININ hikayesidir...
Burada insanın kendini arayışı başkasını anlamasına da yardımcı oluyor.
Mutluluğun kapını çalmasını bekleme sen ona git
Başka bir şeye daha değinmek istiyorum
Sürekli Amerika ve Fransa yı karşılaştırmasını saçma buldum. Yazar ekonomi ve piyasa yuzdelerini daha seyrek anlatabilirdi. Sıkıldım (anlamadığım için)
Açıkçası çevirmenden mi kaynaklı bilmiyorum ama uzuuun uzuun betimlemeler vardı.
Genel olarak sevdim tabi.
elbette her kitap kusursuz olamaz kimi okur çok sever kimi okur sıkılır. :)
Şimdi genel olarak toparlarsam herşeyin zihnimiz da olup bittiğinin farkındayız. Tamam. Artık her yerden bas bas bağırıyorlar kendine bak içine bak diye.
Peki biz neden her zaman bunun bilincinde olamıyoruz ?