Kendimize dikkatle bakarsak, benliğimizi ne oranda başkalarının varsaydığımız beklentilerine göre oluşturduğumuzu görebiliriz. Kendimizi "kimlere göre ben nerdeyim" rüşvetine göre algılayacağımıza, "bana göre kimlere nerede"yi dikkate alarak düzenlemek, benmerkezcilik değil, benliğimize sahip çıkabilmektir. Bunu gerçekleştirebildiğimiz oranda "ben-sen" ilişkilerine, dolayısıyla evrenin tekliğine yakınlaşma yolları biraz olsun aralanabilir.
Yalnız olgun berberlerde düşünmekle makas şıkırdaması arasında bir muvazene vardır. Kötü berber düşünürken ya makas elinde donakalır; yahut da makas ahenksiz şıkırdar. Çok iyi berber ise hem kafasına, hem eline hakim olandır. Düşüncenin sür'ati ile, haletiruhiye ile makasın ahengi bozulmamalıdır. Diyebiliriz ki, bir telgrafçı tıkırtı ile nasıl anlarsa, bir berber de öylece makas şıkırtısından birtakım manalar çıkarabilir.
Bence, insanların bize siyah görünen yanlarına direnip beyaz yanlarıyla ilişki kurabilmenin mümkün olup olmayacağı, bizim kendi dünyamızla doğrudan ilintilidir. Çünkü bize ikiyüzlü görünen davranışlarla baş edebilmek için kendi kızgınlık dağarımızın da hafiflemiş olması gerekiyor. Bilinçaltında birikmiş düşmanca eğilimlerimizi yönetebilmek bir sanat ve zor bir sanat. Ancak klinik deneyimlerim bana, yeni kızgınlıklar biriktirmemeyi önemli ölçüde becerebildiğimizde, geçmişten kalan kızgınlıklarımızın etkisinin de soluklaşabileceğini gösterdi. Tabii, ağır travmaların silinmesi zor izleri dışındakiler.