“Biz hayvanlardan farklı yaratıklarız. Daha üstün değiliz, yalnızca değişiğiz. Öyleyse onlara iyi davranacaksak iyiliksever olduğumuz için yapalım bunu, kendimizi suçlu hissettiğimiz için ya da günah işleme korkusundan değil."
J. M. Coetzee’nin 1999 Man Booker, 2003 Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan Utanç kitabını okudum arkadaşlar
Kısaca konusuna değinirsek; kahramanımız David Lurie, Cape Town Üniversitesi’nde modern diller, şairler konusunda ders veren, Byron hayranı bir hoca. Yaşı ilerlemiş, iki kez evlenip boşanmış, cinsel dürtülerine engel olamayan/olmayan David öğrencisiyle bir ilişki yaşar ve olayın ifşa olmasından dolayı görevinden alındıktan sonra ise bir süreliğine kızı Lucy’nin yaşadığı çiftliğe sığınır. Burada David ve Lucy’nin başlarına gelen bir olay sonrasında ise David’in çaresizliğini, Lucy’nin sessiz acısını ve mağduriyetini, mahcubiyet ve utancını ve tüm bunları sineye çekmesini okuyoruz.
Kitabı okuyup bitirdikten sonra Coetzee yine ustalıkla bize düşünecek birçok şey bırakıyor. Erkeklerin hegemonyasına, şiddetine, toplumsal baskıdan dolayı sessizce ve utançla kadının bunu kabullenmesi, kurgu içinde beni en çok etkileyen kısımlar oldu.
Yazardan daha önce, benim için zor ama severek okuduğum Romancının Romanı ndan sonra bu kitabına biraz korkarak başladım ama Utanç akıcı ve kolay okunan tarzıyla beni oldukça şaşırttı. Yazara başlamak için uygun eser bu kitap olabilir.
Rahat okunan ama etkisi uzun süren bu kitabını da severek okudum.
“Sorun, üzgün olup olmadığımız değil. Sorun, nasıl bir ders aldığımız.”