Sabriye Yabancı

Sabriye Yabancı
@Dembudem
Dil ve üslup kişliğin aynasıdır. Üslubu beyan aynıyla insandır. Sorma kişinin aslını sohbetinden bellidir.
Her şeyden emin olmamanın kazançları da vardır; öğrenmeyi deneyin. Nouman Ali Khan , Dirilt Kalbini
Reklam
Dinle Ney'den
Dinle neyden duy neler söyler sana Sızlanır hep ayrılıklardan yana’ Mevlana’nın dünyasında, ney insanı temsil eder. İnsan da, tıpkı ney gibi, içinde nefes saklamaktadır. İnsanın her sözü, bir özleyişin ve bir ayrılığın ifadesidir. İnsanın iç çekişleri, aslından ayrı olmanın hüznünü, yuvadan uzak olmanın sancısını yansıtır. ‘Kestiler der sazlık içinden beni, Dinler ağlar hem kadın hem er beni’ Sazlık, kamışlık ney’in anayurdu ve evidir. İnsan da ney gibi yuvasından ayrılmıştır. Kalbinin ebedi muhabbetle doyduğu o yerden dünya gurbetine sürülmüştür. İnsan kalbi, ney gibi, ayrılık ve yokluğun yaşandığı bu dünyada, inceden inceye feryad etmektedir. İnsan ruhu olması gereken yerde değildir; geçmişe ait hüzünler ve geleceğe ait kaygılar, aslında hep bu uzaklığın sözsüz ve sessiz ağlayışından ibarettir. Hasret anlatmam için bulmam gerek, Ayrılıktan parçalanmış bir yürek. Aslı kaybetmişse bir insan arar, Asla dönmek için hep uygun an arar. Dosta gâh yoldaş olup gâh düşmana, İnleyip sesler duyurdum her yana. Dost olur zannımca her insan bana, Bi haber gel gör ki sırrımdan yana. Sırlarım olmaz iniltimden uzak. Etmez fark her göz, işitmez her kulak. Saklı olmaz birbirinden can ve ten, Canı her göz görmez.” Ama bil ki sen; Bir ateştir ses değildir ney sesi. Kimde yok ateş? Yok olsun böylesi!
BEZM-İ ELEST
Değil mi ki bütün çocuklar büyüklerden farklı olarak kolay unutur kolay avunurdu. Lâkin çocukların hatırlaması da bir o kadar kolay olurdu. Değil mi ki yurdundan ayrı düşmüş ve kendisini arasında büyütüldüğü dilencilerden biri zanneden şehzâde, bir gün bir bilge çıkıp ona geçmişini fısıldadığında. Değil mi ki sazlıktan kesilen kamış içinden bir nefes geçip de âh ettiğinde. Hatırlamak an meselesi olurdu. Hatırlamak, bütün kusurları ayıklarken, unutmak bütün kusurları geri döndürüyordu. Belli ki unutulup da hatırlanmış bir fıtrat, bilinip de unutulmuş bir fıtrattan daha sahici oluyordu.
Sayfa 43 - Timaş yay.
Varlık isimdi. Yokluk? Ölüm. O da isimsizlik demekti. Bir kütüğe kaydolmakla başlardı yeniçerinin hayatı. Bir defter. Bir isim. Sonra bir ismin iptali, üzerinden bir çizgi geçiverilmesi. Defterden bir ismin silinmesi. Yokluk böyleydi.
Sayfa 10 - Timaş Yay.
Hikmetleri kelimelerin kalplerine indiren Allah'a hamd olsun. Nazan Bekiroğlu
Reklam