Dinle neyden duy neler söyler sana
Sızlanır hep ayrılıklardan yana’
Mevlana’nın dünyasında, ney insanı temsil eder. İnsan da, tıpkı ney gibi, içinde nefes saklamaktadır. İnsanın her sözü, bir özleyişin ve bir ayrılığın ifadesidir. İnsanın iç çekişleri, aslından ayrı olmanın hüznünü, yuvadan uzak olmanın sancısını yansıtır.
‘Kestiler der sazlık içinden beni,
Dinler ağlar hem kadın hem er beni’
Sazlık, kamışlık ney’in anayurdu ve evidir. İnsan da ney gibi yuvasından ayrılmıştır. Kalbinin ebedi muhabbetle doyduğu o yerden dünya gurbetine sürülmüştür. İnsan kalbi, ney gibi, ayrılık ve yokluğun yaşandığı bu dünyada, inceden inceye feryad etmektedir. İnsan ruhu olması gereken yerde değildir; geçmişe ait hüzünler ve geleceğe ait kaygılar, aslında hep bu uzaklığın sözsüz ve sessiz ağlayışından ibarettir.
Hasret anlatmam için bulmam gerek,
Ayrılıktan parçalanmış bir yürek.
Aslı kaybetmişse bir insan arar,
Asla dönmek için hep uygun an arar.
Dosta gâh yoldaş olup gâh düşmana,
İnleyip sesler duyurdum her yana.
Dost olur zannımca her insan bana,
Bi haber gel gör ki sırrımdan yana.
Sırlarım olmaz iniltimden uzak.
Etmez fark her göz, işitmez her kulak.
Saklı olmaz birbirinden can ve ten,
Canı her göz görmez.” Ama bil ki sen;
Bir ateştir ses değildir ney sesi.
Kimde yok ateş? Yok olsun böylesi!