Şahitsiz Vakitler, şairin insanı ve hayatı kimi zaman açık kimi zaman imgelerle ele aldığı anlatmaya ve anlamaya çalıştığı şiirlerden oluşmuş gönle ve kalbe hitap eden hoş bir kitap.
Hal böyle olunca okura gönül testisi nisbetinde istifade etmek kalıyor kitaptan.
"hayatın ona denk dünya kadar
hiçlik de denilen bugün
ârâfı terke yöneldiği sınırda
titreyip durdu da terazisi
eceliyle söyleşen varsa anlar dilini
biri dıştan gelen biri içten yükselen
iki ateş arasında
yüreğin şüphesi tedirginliği
ama keskin erimez vazgeçmezliği
ısrarı kaldı
ulaşmak için başka bir hayata
buraya kadar sarıp sarmaladı
ölümsüzlüğü ve kökündeki hayatı
bir kez uçan kuş
tuzağı ve kafesi varsın unutsun
hayat sahibi kimse tatmamış olsun
geçip gitmiş olanlardır uyaran
ölümsüz olanın nektarıyla
gelip geçmekte olanları"
Mektup, anı, günlük okumayı severim. Sanatçıların hayatlarının farklı yönlerini bilmek, eserlerini de daha iyi anlayabilmenin anahtarı olması yanında tarihin unutulmaya yüz tutmuş sayfalarında
Kutlu bu eserini romanla hikaye arası bir eser olarak tanımlıyor ve bir kasabayı ve kasaba meydanındaki esnafı anlatarak başlıyor eserine bunu yaparken de zaman zaman araya girip okura seslenen yazar
"Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür." diye ünlü bir atasözümüz vardır hani hepimiz pek bir severiz. İnsan hafızasının eksikliğinin unutkanlık olduğunu anlatır bize.
Zarifoğlu'nun 1977 - 1984 yılları arasındaki dönemi anlattığı yazılarını okurken bu sözü hatırladım sık sık. Ve dahi bu unutuşumuzun bireysel anlamda bizleri ve ümmeti nasıl öğüttüğünü ...
Geçmişi bilmek bugünü daha iyi anlamlandırmada en önemli kıstaslardan biri zannımca...
Bazı şeylerin hiç değişmediğini görmek ne acı !!!
Onca ayrılığa onca uzaklığa rağmen çocukken başlayan bir arkadaşlık, bir dostluk bütün zorluklarına rağmen bir ömür süren birbirlerindeki tüm zıtlıkları içine sindiren ve her daim güvenilen sadece