Sabriye Yabancı

Sabriye Yabancı
@Dembudem
Dil ve üslup kişliğin aynasıdır. Üslubu beyan aynıyla insandır. Sorma kişinin aslını sohbetinden bellidir.
Puan vermedi·48 syf.··
Beğendi
·
2018 18. kitabı
Şahitsiz Vakitler, şairin insanı ve hayatı kimi zaman açık kimi zaman imgelerle ele aldığı anlatmaya ve anlamaya çalıştığı şiirlerden oluşmuş gönle ve kalbe hitap eden hoş bir kitap. Hal böyle olunca okura gönül testisi nisbetinde istifade etmek kalıyor kitaptan. "hayatın ona denk dünya kadar hiçlik de denilen bugün ârâfı terke yöneldiği sınırda titreyip durdu da terazisi eceliyle söyleşen varsa anlar dilini biri dıştan gelen biri içten yükselen iki ateş arasında yüreğin şüphesi tedirginliği ama keskin erimez vazgeçmezliği ısrarı kaldı ulaşmak için başka bir hayata buraya kadar sarıp sarmaladı ölümsüzlüğü ve kökündeki hayatı bir kez uçan kuş tuzağı ve kafesi varsın unutsun hayat sahibi kimse tatmamış olsun geçip gitmiş olanlardır uyaran ölümsüz olanın nektarıyla gelip geçmekte olanları"
Şiir
Şahitsiz VakitlerEbubekir Eroğlu · Yapı Kredi Yayınları · 1998317 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·118 syf.··
2018 15. kitabı
Mektup, anı, günlük okumayı severim. Sanatçıların hayatlarının farklı yönlerini bilmek, eserlerini de daha iyi anlayabilmenin anahtarı olması yanında tarihin unutulmaya yüz tutmuş sayfalarında hayatın sürekliliğine karşın insanın geçiciliğini daha bir duyumsatır bana ve inanırım ki her insandan öğrenebileceğim bir şeyler vardır her zaman mutlaka. Herbir can, yaşantı ve deneyimlerinden yola çıkarak Ataol Behramoğlu gibi " Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var " der ya hani işte Necatigil de yaşadıklarını anlatırken eşine ve çocuklarına yazdığı mektuplarda, yaşadıklarından öğrendiği şeyleri de dile getirmiş aynı zamanda. Necatigil'e "evler şairi" denmemiş boşuna. Hayatı boyunca huzur ve mutluluğu evinde ve ailesinde bulmuş bir insanı daha iyi tanımlayabilecek bir sözcük yok aslında. Hayatı hep çalışmakla geçmiş ve ömrünce sevgilerin yarınlara bırakılmaması gerektiğini anlatmış hem şiirlerinde hem de radyo oyunlarında. " SEVGİLERDE sevgileri yarınlara bıraktınız çekingen, tutuk, saygılı. bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı. bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz) bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı siz geniş zamanlar umuyordunuz çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Televizyon
Serin MaviBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 2017259 okunma
9/10
·211 syf.··
Beğendi
·
2018 14. kitabı
Kutlu bu eserini romanla hikaye arası bir eser olarak tanımlıyor ve bir kasabayı ve kasaba meydanındaki esnafı anlatarak başlıyor eserine bunu yaparken de zaman zaman araya girip okura seslenen yazar eserde anlatıcıyı gizleme ihtiyacı duymuyor. Ama bu rahatsızlık vermek bir yana daha bir samimiyet katıyor kitaba. Hayatın içinde yaşananlar bazen sevinç bazen hüzün oluyor ve sıcacık ısıtıyor gönülleri akıcı içten anlatımıyla kitabın içinde Mavi Kuş'la yolculuğa çıkarıveriyor okuru Mustafa Kutlu. Hikayedeki olayların bağlamına uygun olarak bilinen sevilen şiirlere göndermeler yapması ayrı bir güzellik katıyor kitaba "Doktor mahmur gözleri, kızarık suratı ile Murat'a döner: - Bakakalırım giden geminin ardından. Atamam kendimi denize dünya güzel Serde erkeklik var, ağlayamam.." *** "Zaman... Saat... Buralarda saat Zaman... Saat... Buralarda saat zamanı bölemez ham-fendi. Yekpare bir zaman var bu iklimde.. Hani Tanpınar ne diyordu: Otelden gelen genç adam doktorun sözlerini tamamlar: Ne içindeyim zamanın Ne de büsbütün dışında Yekpare geniş bir ânın Parçalanmaz akışında" *** "Yatıyor da uyuyor mu sanki. Şair ne demiş: Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir Müptelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat." Kitabın sonu ise bir hayli ilginç neler düşündürmüyor ki insana... Her hayat acısı, tatlısı, hüznü, kırgınlığı, kaybolmuşluğu, kaybetmişliği, hayalleri çaresizliği, ümitleri, ümitsizliği, sevgisi, fedâkârlığı velhasıl doğumu ve ölümüyle bir rüya bir film gibiydi. Kimi zaman ölümün acılığıyla bu rüya ya da filmden çıkar gibi olsak da çok sürmüyordu tekrar rüyalara dalmak ya da gerçekle hayalin birbirine karıştığı filmde yaşananlardan hangisi gerçek hangisi rol ayırt etmek . Su gibi akıp gidecek çok hoş bir kitap. Hem kitabı hem de Meltem Tekeli'nin
Etkinlik
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
9/10
·312 syf.··
2018 13. kitabı
"Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür." diye ünlü bir atasözümüz vardır hani hepimiz pek bir severiz. İnsan hafızasının eksikliğinin unutkanlık olduğunu anlatır bize. Zarifoğlu'nun 1977 - 1984 yılları arasındaki dönemi anlattığı yazılarını okurken bu sözü hatırladım sık sık. Ve dahi bu unutuşumuzun bireysel anlamda bizleri ve ümmeti nasıl öğüttüğünü ... Geçmişi bilmek bugünü daha iyi anlamlandırmada en önemli kıstaslardan biri zannımca... Bazı şeylerin hiç değişmediğini görmek ne acı !!!
Edebiyat
Bir Değirmendir Bu DünyaCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 202110,6bin okunma
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2018 9. kitabı
Onca ayrılığa onca uzaklığa rağmen çocukken başlayan bir arkadaşlık, bir dostluk bütün zorluklarına rağmen bir ömür süren birbirlerindeki tüm zıtlıkları içine sindiren ve her daim güvenilen sadece ölümle son bulabilen bir dostluk Kasım ve Mehmet aynı yıl (1618) aynı günde farklı şehirlerde doğan iki bebek. Kasım'ın babası sarayda hekimbaşı. Mehmet'inki ise Malatya'da Nakşibendi şeyhi. Hekimbaşının Malatya'ya sürgüne gönderilmesiyle kesişen hayatları ve bir ömür süren kadim dostlukları. Oysa çocukluktan itibaren o kadar farklılar ki birbirlerinden. Kasım dünyaya bağlıdır sıkı sıkıya, gülmek, eğlenmek, hat sanatçısı olarak sarayda kendine bir yer edinmek en büyük hayalidir. Mehmet'se alabildiğine öfkelidir sürekli bir arayış bir sorgulama içindedir ama en büyük hayali Yunus Emre gibi içten ve coşkulu şiirler yazarak iyi bir şair olmaktır. Birlikte günler büyük bir mutlulukla geçerken ve bu iki can bütün farrklılıklarının üstüne bir çizgi çekip ortak noktalarda buluşup dostluğun ve sevginin letafetine her yeni gün bir yenisini eklerken ne yazık ki Kasım'ın babasının vefatı üstüne tekrar İstanbul'a dönmeleri sebebiyle bu dostluk kesintiye uğrar belki fakat hiç bitmez. Bundan sonra mektuplar bağlar iki dostu birbirine. Oysa ikisi de henüz on yaşındadır. Kasım Enderun mektebine gitmekte hayaline kendini bir adım daha yakın hissetmektedir. Mehmet'in ise arayışı hâlâ sürmektedir. Babasının beklentisinin aksine Nakşiliği değil Halvetiliği seçmiştir ruhu ancak orada huzur bulmaktadır. 19 yaşındayken bağlı olduğu şeyhi vefat eder yeni şeyhi ise pek sevmez büyük bir boşkuktadır. Arayışını ve gönlündeki boşluğu zahiri ve batınî ilimleri beraber öğrenmek suretiyle dolduracağı fikriyle her şeyi geride bırakarak yollara düşer. Diyarbakır'da tasavvuf ehlinden pek hoşlanmayan
Din
BukağıEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat · 2019519 okunma