Behçet Necatigil'den Eşine Mektuplar

Serin Mavi

Behçet Necatigil
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 21 dk.
Sayfa Sayısı:
118
Basım Tarihi:
Şubat 2017
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
ISBN:
9789753639449
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·118 syf.··
2018 15. kitabı
Mektup, anı, günlük okumayı severim. Sanatçıların hayatlarının farklı yönlerini bilmek, eserlerini de daha iyi anlayabilmenin anahtarı olması yanında tarihin unutulmaya yüz tutmuş sayfalarında hayatın sürekliliğine karşın insanın geçiciliğini daha bir duyumsatır bana ve inanırım ki her insandan öğrenebileceğim bir şeyler vardır her zaman mutlaka. Herbir can, yaşantı ve deneyimlerinden yola çıkarak Ataol Behramoğlu gibi " Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var " der ya hani işte Necatigil de yaşadıklarını anlatırken eşine ve çocuklarına yazdığı mektuplarda, yaşadıklarından öğrendiği şeyleri de dile getirmiş aynı zamanda. Necatigil'e "evler şairi" denmemiş boşuna. Hayatı boyunca huzur ve mutluluğu evinde ve ailesinde bulmuş bir insanı daha iyi tanımlayabilecek bir sözcük yok aslında. Hayatı hep çalışmakla geçmiş ve ömrünce sevgilerin yarınlara bırakılmaması gerektiğini anlatmış hem şiirlerinde hem de radyo oyunlarında. " SEVGİLERDE sevgileri yarınlara bıraktınız çekingen, tutuk, saygılı. bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı. bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz) bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı siz geniş zamanlar umuyordunuz çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Televizyon
Serin MaviBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 2017259 okunma
Serin Mavi (Behçet Necatigil'den Eşine Mektuplar)
Puan vermedi·118 syf.··
Beğendi
·
2020 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2020 01:52
Behçet Necatigil 'in, 1955-1977 yılları arasında, birtakım geçerli sebepler ile ailesinden uzak kaldığı dönemlerde, eşi Huriye Hanım'a yazdığı mektuplardan oluşuyor. Mektuplar sayesinde, Necatigi'in bu ayrılık zamanlarında, eşi Huriye'ye, kızları Selma ve Ayşe'ye duyduğu özlemi, geçim derdini ve bundan kurtulma çabalarını, günlük ritüellerini ve anılarını öğreniyoruz. Mesela o dönemki Türk Dili Kurumu'nun toplantılarından bahsediyor, dolayısıyla toplantıya iştirak eden dönemin yazarları da Necatigil'in mektuplarında bir miktar nasipleniyor. Mektuplarda yazarın eşine farklı hitap tarzları hoşuma gitti. Sevgili refikam efendim Sevgili Eskimo Huriye Necatigil Huri-Sel Eskimocuğum Bebecik Eşim Sevgili kızlarımın sevgili anneleri, Sevgili Eşim Sevgili Huriye Câmm Efendim Huri/ye Sevgili Necatigil'ler Hânım Huriye Beni okuma etkinliği ile (#57080653) Behçet Necatigil ve eserle tanıştıran  https://1000kitap.com/Nctnct arkadaşımıza teşekkür ediyorum.
Edebiyat
Serin MaviBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 2017259 okunma
Puan vermedi·118 syf.·
2023 72. kitabı
Behçet Necatigil 1955-1977 yılları arasında bazı sebeplerden dolayı ailesinden uzak kalan şair ve yazarımızıneşi 'Huriye' hanıma kızlarına sevgisini, özlemini belirtir.. Mektuplarında.. Serin Mavi adı ise, yaz mevsimini çağrıştırıyor, eşiyle mektup laşmasıda yaz mevsiminde dir.. Her şeyde bir hikmet var. Güneşin doğuşunda ve kuşların uçuşunda ve senin beni buluşunda... ( Eserden S:19) Kitapda dikkatimi çeken, bir konuda Şairin eşine seslenişi okurken bile insan usulca tebessümle okuyor, Sevgiyle okudum, Serin Mavi 'yi Sevgili Eşim Sevgili Huriye Sevgili refikam efendim Câmm Efendim Huri/ye Sevgili Necatigil'ler Hânım Huriye Sevgili Eskimo Huriye Necatigil Huri-Sel Eskimocuğum Bebecik Eşim Sevgili kızlarımın sevgili anneleri,.. Sizde mektup okumayı sevenlerdenseniz buyurun okuyun sevgiyle
Anı-Mektup-Günlük-Edebiyat
Serin MaviBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 2017259 okunma
Puan vermedi·118 syf.·
2022 54. kitabı
Behçet Necatigil, pek değerli "Evler Şairi"miz olur kendileri. Ben de ilk olarak "Sevgilerde" isimli şiiriyle sevmiştim onu. "Serin Mavi" ise hususî mektuplarının bir araya getirilmiş hâli. Mektup türünü okurken şair ya da yazarlar sanki sırlı odalarının anahtarlarını kendi elleriyle teslim etmişler gibi hissediyorum ve bu durum gerçekten çok hoşuma gidiyor. Burada da Necatigil'in evine, ailesine, işine hatta kedisine olan sevgisi ve bağlılığı çok net görülüyor. Hele eşine olan hitapları (sevgili refikam, efendim vb. gibi) da bir ayrı güzel. Mektupları yazan kişi şair olunca eser içinde şiir parçaları bulmamak abes olurdu. Zaten kendisini de "Şiirde kırk yılını, doğumundan ölümüne, orta halli bir vatandaşın, birey olarak başından geçecek durumları hatırlatmaya; ev-aile-yakın çevre üçgeninde, gerçek ve hayal yaşantılarını iletmeye, duyurmaya harcadı.” diyerek tanımlıyor. Ve "Ne işi? Benim tek işim var: Şiir. Şiirle arama kimse giremez. (s.74)" diye de ekliyor.  "Her şey arada oluyor arada bir, bir arada Aralarda akla kara, bulmak arayı arayı Bir eldir aralar, açar bir kapıyı usulca Açıksa aralar, kapanır ne iyi!" (s.90) Okuyun, hem Necatigil'le hem de kitaplarla aranızı kapatın derim. :))
Mektup
Serin MaviBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 2017259 okunma
Puan vermedi·118 syf.··
Beğendi
·
2017 127. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2017 15:58
"Eşim, Anam ağladı,dünyanın en belâlı şeyi sıkan ayakkabıdır, ne kıskanç kadın, ne âşık olamamak, ne evinden uzakta bir otel odasında sabahın beşinde çay kaynatıp kahvaltı edemeyerek aç açına 7:30'lara kadar üst üste rezil sigaralar içmek.Hiçbiri, sadece sıkan ayakkabılar.Anam ağladı.Dükkânların açılmasını zor bekledim.80 liraya yumuşak ve bol bir çift ayakkabı ( sen pabuç diyorsun, oysa pabuç âdi bir kelime!) aldım.Şimdi anam gülüyor.İnsanın ayağı rahat olmazsa daha ne!" diyor Behçet Necatigil, Ankara, 10 Şubat 1961 Cuma, saat 20:00 de eşine yazdığı mektubunda. Edebiyatçıların mektupları neden okunmalı sorusunun cevabı da bu mektuplarda gizliydi.Öncelikle bunlar sadece mektup değil ( eşine yazdığı özel mektuplar olsa da ) dönemin edebiyat ortamı hakkında, yazarın yazım süreci hakkında inanılmaz ipuçları veren yazılı belgeler benim için. Daha çok mektup okumalı o halde...
Edebiyat
Serin MaviBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 2017259 okunma
Evlerin İçindeki Gizli Gökyüzü...
9/10
·118 syf.··
2026 229. kitabı
Behçet Necatigil’in Serin Mavi kitabını okumak, benim için edebiyatın o yüksek perdeden konuşan, büyük ve gürültülü iddialarından sıyrılıp; evlerin içine, odaların o loş yalnızlığına, küçük insanların o kimselere duyuramadığı gizli iç çekişlerine sızmak gibiydi. Necatigil, o kelimeleri adeta ince bir tül gibi dokuyan, her dizede sessizliğin resmini çizen o eşsiz kalemiyle beni öyle dingin ama bir o kadar da derin bir girdabın içine çekti ki, sayfaları çevirirken metnin ritminde değil, kendi kalbimin o en kuytu odalarında yürüdüğümü hissettim. ​Bu kitap benim gözümde, sadece mektuplardan, yazılardan ya da şiirsel kırıntılardan oluşan bir derleme değil; modern dünyanın o yakıcı, aceleci ve hoyrat telaşına karşı çekilmiş gümüşi bir set, bir "serinlik" sığınağı. Necatigil; dar evlerin, geçim dertlerinin, saklı tutulmuş sevdaların ve o her gün yanından geçip gittiğimiz ama fark etmediğimiz mahcup hayatların şairi olarak, bu eserinde de o meşhur "orta halli" hüzünlerimizin haritasını çıkarıyor. "Serin mavi", insanın sığınmak istediği o dingin gökyüzü ya da kuytu bir deniz gibi; ama o maviliğin altında, hayatın tüm o gizli fırtınaları ve kırgınlıkları usulca akmaya devam ediyor. ​Yazarın o fısıltı tadındaki, süssüz ama her kelimesi bir kuyu kadar derin olan üslubu beni en duyarlı yerimden yakaladı. O, büyük laflar ederek okuru ezmiyor; aksine, bir mutfak tezgahının üzerindeki bardaktan, bir pencere önü bekleyişinden ya da sokaktan geçen bir işportacının sesinden koca bir varoluş trajedisi çıkarıyor. Necatigil’in dilinde hüzün, gürültülü bir feryat değil; akşamüstü eve dönen bir memurun omuzlarındaki o sessiz yorgunluk, kimselere söylenmemiş bir vedanın o ince sızısıdır. O, evlerin dış kapılarını kilitler ve bizi o mahrem, o korunaklı ve içli dünyanın baş köşesine
İnsan ve Duygular
Serin MaviBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 2017259 okunma
Puan vermedi·118 syf.··
2022 81. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2022 02:11
Sabahattin Ali'nin eşine ve kızına yazmış olduğu mektuplardan oluşan "Canım Aliye, Ruhum Filiz" kitabında hangi duyguları hissettiysem, aynı duyguları bu kitapta da hissettim. Koşulsuz sevgi, iyi bir baba, iyi bir eş ve naif bir insan. Behçet Necatigil sen neymişsin öyleee :) Eşine ve kızına yazdığı mektuplar o kadar içten ve samimiydi ki okurken sürekli tebessüm ettim. Her mektubun sonunu "Her şey gönlünüzce olsun." diye bitirmesi, yazdığı şiirleri ilk eşinin okumasını istemesi, daha sayamayacağım bir sürü şey çok güzeldi. Yine diğer kitaptaki gibi mektuplar tek taraflıydı, sürekli eşinin de ne yazdığını merak edip durdum. Ama olsun yine de çok güzeldi, okurken çok keyif aldım. Değişik bir tür okumak isteyenlere bu iki mektup kitabını da kesinlikle tavsiye ederim, keyifli okumalar. <3
Roman
Serin MaviBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 2017259 okunma
Puan vermedi·118 syf.··
2026 99. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 14:51
Orhan Veli'nin mektuplarını okuduktan sonra ister istemez bu kitabı onunla kıyaslama durumunda buldum kendimi. Öyle çok aksiyon dolu bir mektuplaşma okumadım açıkçası. Orhan Veli'nin mektuplarında daha hareketli, daha inişli çıkışlı bir hayat ve ilişki varken Serin Mavi'de daha sakin ve aile merkezli bir dünya var. Mektuplarda eşine duyduğu özlem, çocukları, gündelik hayatın küçük meseleleri var. Bu yönüyle büyük bir şairden çok ailesini özleyen, geçim derdiyle uğraşan sıradan bir insanı tanıyorsunuz. En güzel tarafı samimiyeti dolu bir mektuplaşmalar olması. Gösterişli ya da edebi olmaya çalışan mektuplar değil, tam tersine doğal ve içten yazışmalar. Behçet Necatigil'in şiirlerinden çok, şiirlerin ötesinde normal bir insanı merak edenler için keyifli bir okuma diyebilirim. Sırada şimdi Sabahattin Ali var..Canım Aliye, Ruhum Filiz..2.okuyuşum olacak ama kıyas adına güzel bir fırsat sanki..
İnceleme
Serin MaviBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 2017259 okunma
İnsanın canı daha başka nasıl yanabilir?
10/10
·118 syf.··
2020 11. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2020 00:00
Yoksulluk... Hastalık... Sonradan gelen maddi imkan ve en çokta yalnızlık ile hasret... Gerçekten etkileyen bir hayat hikayesi çıkıyor mektuplardan. Yalnız uyanılan sabahlar, evli iken uzak kalmaya mecbur olmak...
Serin MaviBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 2017259 okunma
Puan vermedi·118 syf.··
Beğendi
·
2021 175. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2021 15:49
“Beraber olduğumuz zaman sözden ziyade jestlerle, mimiklerle anlatılabilir.” diyor Necatigil, ancak “Boş yer kalmasın, kâğıt ziyan olmasın diye her aklıma geleni yazıyorum.” cümlelerini not düşüyor bir başka mektubuna da. Biz ziyan olmasını istemediği şeyin kağıt değil, yazma imkanı varken, eksik bırakılan bir mektup olduğunu anlıyoruz tâbi. Çünkü ona göre beraber olunan zamanı anlatmaya yetmese de bir şeyler olmalı ki mektuplarda, bir başka mektubunu da şöyle bitiriyor; “Bütün bitişlerde, bitirişlerde hazin bir taraf, bir tükeniş duygusu vardır. Yeni, taze bir başlangıç yerine geçecek mektubunu beklerim Sevgili.” Bu mektuplar, yeni güzel bir başlangıcı simgeler ve şairi de kasvetli günlerden koparır ki, bunu da şu sözleriyle destekler; ”Uzağınızda içtiğim hamam suyu, sıcak su.” Geceleri bazı saatler müstesna. Ve uzundur ağır, inatçı, geçmeyen günlerin hikâyesi.”
Serin MaviBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 2017259 okunma

Yazar Hakkında

Behçet NecatigilYazar · 50 kitap
Behçet Necatigil, 16 Nisan 1916'da İstanbul'un Fatih semtinde, Atik Ali Paşa'da doğdu. Kastamonu'lu olan babası Mehmet Necati Gönül, dersiam vaizdi. Uzun yıllar İstanbul'da, Beyoğlu ilçesinde müftülük yaptıktan sonra Sarıyer müftülüğünden emekli oldu. Annesi Fatma Bedriye Hanım, Geyve'li müderris hafız İbrahim Hakkı Efendi'nin kızıydı. Sanatkâr ruhlu, duyarlı bir hanım olan annesi Fatma Bedriye Hanım (1896-1918), "mide humması" olarak tanımlanan hastalığının nekahat dönemindeyken, yaşadıkları konak, büyük Fatih yangınında yandı ve Bedriye Hanım yangından son anda kurtarılabildi. Geçirdiği hastalık nedeniyle çok zayıf düşen bünyesi, bu yangının şokunu atlatamadı ve Necatigil, iki yaşındayken annesini kaybetti. Bir süre Karagümrük'te oturan anneannesi ile birlikte yaşadı. Bir yıl sonra babası, Beşiktaş'ta bir saray memurunun kızı olan Saime Hanım'la evlenince, Necatigil için anneannesinin evi ile babasının evi arasında geçecek bir dönem başladı. Babası Necati Efendi'nin ikinci evliliğinden iki kızı oldu (Sabahat, 1921 ve Fahamet, 1923). Behçet Necatigil ilkokula başlayacağı yıl, anneannesinin de hastalanması üzerine, Karagümrük'ten Beşiktaş'a, babasının yanına geri döndü ve 1923'de Beşiktaş Cevri Usta Okulu'na başladı. Babasının Singer Dikiş Makineleri firmasında müfettiş olarak işe başlaması ve ailesiyle birlikte Kastamonu'ya taşınmasıyla, Necatigil ilkokul son sınıfı Kastamonu Muallim Tatbikat Mektebi'nde okudu ve 1927'de mezun olarak Kastamonu Lisesi'nde ortaöğrenimine başladı. Ancak, yıllar önce yetersiz beslenme ve bakımsızlık nedeniyle başlamış olan hastalığı "adenit tüberküloz" yüzünden öğrenimine ara vermek zorunda kaldı. Aile yeniden İstanbul'a taşındı. İstanbul'da ameliyatlar ve elektrik tedavileriyle geçen uzunca bir süreden sonra öğrenimine 1931 yılında Kabataş Lisesi'nde, orta ikinci sınıftan yeniden başladı ve 1936'da okulun edebiyat bölümünden birincilikle mezun oldu. Edebiyata ilgisi, Kastamonu'da, ortaokul yıllarında başladı. İyi bir raslantı sonucu edebiyat öğretmeni olan şair Zeki Ömer Defne, onu hep destekledi ve yazması için teşvik etti. O yıllardan kalan bir kompozisyon defterinde Zeki Ömer Bey'in 23.1.1930 tarihli şu cümleleri var: "Yarının iyi bir kalemine sahipsin. Boş durma, oku!" Necatigil ortaokul yıllarında bir de dergi çıkarmaya başladı. Kendi ifadesiyle "17 ekim 1927'den itibaren eskilerin eser-î cedid dedikleri kağıtları "El-Marifet" matbaası adını verdiği hususi matbaasında(yani kendi el yazısıyla) doldurarak hazırladığı Küçük Muharrir adındaki bu dergi, 14. sayısı ile birlikte birinci cildini kapamış ve iki yıllık bir tatilden sonra 20 haziran 1932'den itibaren ikinci cildine başlayarak 12 sayı daha çıkmış". Bugüne kadar saklanmış olan bu dergilerin okuyucuları arkadaşları ve akrabalarıydı. Aynı yıllarda, Akşam gazetesinin haftalık Çocuk Dünyası sayfasına Küçük Muharrir imzasıyla şiirler,fıkralar, hikâyecikler yazmaya başladı. 1931-1933 yılları arasında sürdürdüğü bu çalışmalarının karşılığında, yıllar sonra yaptığı bir röportajda dediğine göre, dergi yönetiminden telif ücreti de aldı ya çikolata, ya da bonbon olarak! Necatigil Kabataş Lisesi'ni bitirdikten sonra öğrenimine Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde devam etti. Bu arada Alman Filolojisi'ndeki bazı derslere konuk öğrenci olarak katıldı ve ilk ders yılı sonunda "Deutscher Akademischer Austauschdienst" kuruluşunun davetlisi olarak bursla Berlin'e gönderildi; dört ay Almanya'da kalarak Berlin Üniversitesi'nin dil kurslarına devam etti Yüksek öğrenimini 1940 yılında tamamlayarak okuldan birincilikle mezun oldu. Aynı yıl Kars Lisesi'ne edebiyat öğretmeni olarak atandı. İklim koşullarına uyum sağlamakta güçlük çekip hastalanması üzerine 1941 yılında Zonguldak Çelikel Lisesi'ne, 1943 Mart ayında da İstanbul'a, Pertevniyal Lisesi'ne tayin edildi. İki ay sonra, yaz dönemine girince yedek subaylık için başvurarak Ankara'ya gitti. Temel eğitim sonrası askerlik görevini İzmir'de levazım subayı olarak yaptı (Ekim 1943- Kasım 1945) ve terhis olmasının ardından İstanbul'a, on beş yıl süreyle çalışacağı Kabataş Lisesi'ne tayin edildi (Aralık 1945). İlk şiir kitabı "Kapalı Çarşı" da aynı yıl yayımlandı. Yine aynı yıl, İstanbul Üniversitesi Alman Filolojisi'ne kaydını yaptırarak iki yıl süreyle, öğretmenliği ve öğrenciliği birlikte sürdürdü. İki yıl sonra, lisedeki ders saatleri arttığı için, modern Almanca sertifikası alarak Alman Filolojisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Zonguldak'tan İstanbul'a döndükten bir süre sonra, 1948 yılında Edebiyat Fakültesi öğrencisi olan ve o dönemde Sarıyer Ortaokulu'nda stajyer öğretmen olarak çalışan Huriye Korkut ile tanıştı. Ağustos 1949'da Necatigil'in ailesinin yaşadığı Beşiktaş, Valideçeşmesi, Dibekçi Kamil Sokağı (şimdi Enis Akaygen Sokağı), 22 numaralı evde, aile arasında kıyılan bir nikahla evlenerek yine Valideçeşmesi, Setüstü Sokak, 22 numaralı kiralık eve taşındılar. 1951 yılında ilk kızları Selma dünyaya geldi. 1955 yılında, Beşiktaş Camgöz Sokağı'ndaki 22 numaralı ahşap evi satın alarak oraya taşındılar. 1957 yılında küçük kızları Ayşe doğdu. 1964 yılında yine Beşiktaş'ta, Nüzhetiye Caddesi üzerindeki Deniz Apartmanı'nın bir dairesini satın alarak oraya taşındılar. Necatigil, ölümüne dek bu apartmanın 23 numaralı dairesinde yaşadı. Necatigil, 1960 yılında Çapa Eğitim Enstitüsü'ne tayin edildi ve 1972 yılında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Emeklilik dönemini, evinde yoğun bir biçimde çalışarak geçirdi. 1979 yılının Kasım ayında akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne yatırıldı. Kısa bir tedavi döneminin ardından, 13 Aralık 1979 tarihinde aramızdan ayrıldı. İstanbul'da Zincirlikuyu mezarlığında yatıyor. Ölümünden sonra ailesi tarafından konulan Necatigil Şiir Ödülü, 1980'den beri verilmektedir. 1960 yılında yayımlanan Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü'nde, şiir serüvenini şöyle özetlemiş: "İlk şiiri lisede öğrenciyken, Varlık dergisinde çıkmıştı (Ekim 1935). Şiirde kırk yılını, doğumundan ölümüne, orta halli bir vatandaşın, birey olarak başından geçecek durumları hatırlatmaya; ev-aile-yakın çevre üçgeninde, gerçek ve hayal yaşantılarını iletmeye, duyurmaya harcadı. Arada biçim yenileştirmelerinden ötürü yadırgandığı da oldu, ama genellikle, eleştirmenler, onun için, tutarlı ve özel bir dünyası olan bir şair dediler." Necatigil'in "Eski Sokak" şiirine konu olan Camgöz Sokağı'nın adı artık "Behçet Necatigil Sokağı". Ölümünün ardından, 1987 yılında yakın arkadaşlarının çabaları ve basının da desteğiyle, yaklaşık on yıl yaşadığı sokağın adı Belediye tarafından "Behçet Necatigil Sokağı" olarak değiştirildi. Şehr-i İstanbul Derneği de sanatçıların evlerini belgelemek amacıyla yaptığı çalışma kapsamında, 19 Mart 2005 günü düzenlenen bir törenle Behçet Necatigil'in 1964 yılından 1979 yılında ölümüne dek yaşadığı Deniz Apartmanı'nın girişine bir plaket koydu.