bu yol bu yorgunluk bu reca
başta bulan hiç kimseyi
kayıp hanesinde komaz sonunda
sürdüğünce aklına ne güç ne çelimsizlik gelenin silinmeye yüz tutmuş izlerini
Neyleyim seni kartpostal manzara
Rüzgârın yok o yerin havasından
Uğuldamak yaraşır ormanlara
Denizin güzelliği dalgasından
Geyik dağdan dağa atlarken güzel
Nar dalında diş diş çatlarken güzel
Kestane mangalda patlarken güzel
Kişilik güzelliğin esasından
Beni saran şey suyun akışıdır
Yemiş yüklü dalların şarkısıdır
Ananın çocuğuna bakışıdır
Sevdiğimiz geçilmez edâsından
Sana borçluyum eski derdimi
Sendeki çalkantıya ey deniz
Bir lokma ekmeği yetişmez mi
Kendimize zehir ettiğimiz
İnsanlar boğaz boğaza gelsin
Kan aksın buğday bitecek yerde
Gün selviler üstünde yükselsin
Ümit mi yeşerir gönüllerde
Çukurunu kendi elinle kaz
Sonra otur medet um yukardan
Olmaz böyle kardeşçiğim olmaz
Ders almalı geçen geçen yüzyıllardan
Ya gün seyrini değiştirmeli
Ya sen ya ben bugünkü kafamızı
İşlerimiz yoluna girmeli
Rahat içmeliyiz çorbamızı
Ankaranın Hacıbayram camii
Böyle yerlere yolumuz düşmese
Kimi şâh olur garip derviş kimi
Musalla taşında yatan cenaze
İnsanı olduran erdiren sükût
Bir gün öleceğini aklında tut
Rahat bir yer olmalı ki şu tabut
Görmedim girmem diyen yiğit kimse