Hepimiz hayatta dönüm noktaları yaşamışizdır.Bu hikayede de minik bir kalp için için dönüm noktası olan bir öğretmenin ve beraberinde eğitimin önemi vurgulanmaktadır . Ataerkil toplum yapısının hakim olduğu,eğitime önem verilmeyen,kadınların hor görüldüğü bir köyde bir öğretmenin cehaletle savaşını da gayet akıcı bir dille bize Cengiz Aymatov anlatmaktadir . Düyşen, devrim ideallerine inanmış bir Kırgız gencidir. Savaş sırasında edindiği sınırlı eğitimle köyüne dönüp asırlardır köyünde devam eden ataerkil toplum yapısına baş kaldırıp bir okul inşa etmeyi ister. Tabi bunun yanında da bazı zorluklarla karşılanır yaşadığı zorlukları okudukça yaptığı fedakarlıkları gördükçe bir öğretmen olarak duygulanmamak elde değil . Öğretmenliğin sadece bir şeyler öğretmekten ibaret olmadığını bir hayata dokunup değiştirebilecek olduğunu bize o kadar güzel anlatmış ki okurken kalbimin bir yerlerinden bir şey koptu sanki... Altınay 'ı (öğrencisi) bekleyen sona değil kendi hayali için mücadele eden bir kadın olarak yetişmesinde katkısı olan bu hikayeyi yıllar sonra ülkenin aydınlarından biri olan Altınay SÜLEYMANOVNA 'nın yazdığı minnet dolu mektubuyla öğreniyoruz.İşin özü şu ki:Her öğretmenin kesinlikle okuması gereken bir kitap !
Kitapla kalın sevgili kitap severler...
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 201810,7bin okunma
Sonra bir gün son bir haber daha duyarsın "öldü" diye. Artık heyecanla yolunu beklediğin kimsenin kalmadığını anlarsın. Çocukluğun ölür, içindeki bir parçan ölür. Yıllarca, mevsimlerce yolunu beklediğin insanlar ölür. Sonra bir gün uzun yoldan, yolunu gözlediğin kimsenin kalmadığını anlarsın... Ve sen sadece bakakalırsın.
Sadece göğsünü kavuran, boğazını düğüm düğüm eden bir ağrıyla kalakalırsın.
Fazla bir şey demek istemiyorum zaten “alıntılarım ve kitap baslığı” kitap hakkında bilgi vermektedir. Sadece son söz olarak sunu ifade etmek isterim, bu kitap tabi ki birçoğumuza bir karalama politikası olarak gelebilir. Böyle söyleyenleri ve düşünenleri çok iyi anlıyorum, çünkü ben de bir zamanlar aynısını düşünüyordum. Ama ne kadar çok farklı kaynaklara yöneldim ise o kadar çok ilginç bilgilere rastladım. Diyebilirsiniz ne gerek var? Bence her şeye gerek vardır. Nasıl İslam’a düşman olanların “güzel” İslam kaynaklarını okumalarını arzu ediyor isek, “güzel” İslam alanında bulunanlarında İslam’ı eleştiren kaynakları okumaları gerektiğini savunuyorum. Arif Tekin’nin çalışmaları cesaret ister, ama en güzeli şudur ki, yaptığı eleştirilerin kaynağını bizzat sahih İslam kaynaklarından veriyor. O nedenle okumanızı tavsiye ederim.