Demet

Demet
@DemetCeylan
Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni
Yüksek Lisans
İstanbul
14 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
10/10
·88 syf.··
2024 17. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2024 21:39
Kötü bir çocukluk geçirmiş bireyler her ne kadar büyüdüğünde ‘annem/ babam gibi olmayacağım, onun yaptıklarını ben asla yapmayacağım’ dese de kendini gerçekleştiremeyip kişisel özerkliğini elde edemediğinde bir zaman sonra ellerini kır saçlarında gezdirip aynaya baktığında karşısında anne/babası ile o inkar ettiği, nefret ettiği, travmalarının/ hayatının akıbetinin esas sebebi kişiye dönüştüğünü acı bir şekilde fark eder. Aziz Bey’in yaşadığı tam da bu oldu. Güneşten ağır ağır gölgeye geçilir gibi pek de anlamadan akşam olur gibi ışıklı, neşeli bir yüzden kederlere geçti Aziz Bey. Kederli bir mazisi oldu. Burnu havada, başı dikti hep. Başka türlü yaşamayı beceremediyse de hadisenin yaşandığı gece Haliç’in kirli sularına bakarken anladı ki aslında hep öyle sanmış. Oysa şiddetle yanılmış. Ve yine anladı ki hayatı zaten tümüyle bir yanılgıymış.
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·319 syf.··
Beğendi
·
2024 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2024 15:28
Peyami Safa’nın en beğendiğim romanım dediği Matmazel Noraliya’nın koltuğu beni ilk sayfalardan itibaren heyecanlandırdı. Modern roman tekniği özelliklerinden olan anlatıcının gittikçe ortadan silinmesi, Türk edebiyatında ilk kez bu romanda denenmiştir. Bir hakikatin arandığı romanlardandır. Baş kahraman Ferit, hedonist, şüpheci, dinsiz hatta nihilisttir. Tıp okurken felsefeye merak sarmış ve felsefe bölümüne geçmiştir. Zekidir ancak zekası onu amaçsız ve iradesiz bir hayata sürüklenmekten kurtaramaz. Ruhsal dengesi pek yerinde olmayan ve delilik korkuları geçiren bu genç, karşılaştığı ve çözemediği parapsikolojik ve metapsikolojik olaylar sonucu bir buhran içinde bocalamaya başlar. Hayatımda vazgeçilmez romanların başında gelen Peyami Safa’nın Yalnızız romanının önüne mi geçecek acaba diye ilk bölümünü heyecanla okuduğum bu eser, ilerleyen sayfalarda garip olayların üst üste yığılması, karşılaşılan akıl almaz durumlar, olayların medyumluğa bağlanması gibi paranormal olaylarla kurguyu inandırıcılıktan uzaklaştırdı. İkinci bölümün Büyükada’da geçmesi her ne kadar heyecanlandırsa da olayların iyice sarpa sarıp teknik anlamda da düşüşün olması yazarın vermek istediği tezi inandırıcı bir şekilde işlemesini engellemiş. Denilebilir ki Peyami Safa’nın sanatçılığı ideolojisinin kurbanı olmuştur.
Matmazel Noraliya'nın KoltuğuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202410bin okunma
10/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2024 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2024 15:24
Yaşar Kemal hep Çukurova’yı anlatır zannedilir. Hayır, değil. Bu kitapta İstanbul’u anlatıyor. İstanbul sokaklarını karış karış gezdiriyor. Denize, İstanbul’a , yunuslara, insanın içindeki fena duygulara dair... Yaşar Kemal’in "Deniz Küstü" adlı büyülü romanı 1978’de 91 sayı boyunca o yılların kral gazetesi Milliyet’te yayımlanmış, bu nefis metne Abidin Dino’nun enfes çizimleri eşlik etmiştir. Yapıkredi yayınlarından geçende çıkan "Çocuklar İnsandır" gibi bu kitabın da özel bir basımını görmeyi dileyerek, Dino’nun konuyla ilgili yorumlarını okuyalım ("A’dan Z’ye Abidin Dino" - yky, 2000; s. 90) : “Genellikle sergilere pek aldırış etmem, fakat bu sefer iş başka sayılırdı, dosta düşmana karşı en büyük sergimi açacaktım. İki ay boyunca her gün, yarım milyondan fazla insan ister istemez çizgilerimi görecek, yargılayacaktı. Resimlerimle birlikte gazete her gün İstanbul balıkçılarının eline geçecekti ya da Anadolu yaylasında Çorumlu, Kayserili, Sivaslı köylülerin eline varacaktı örneğin. Bir ömür boyunca resimlerimi asıl onlara göstermeyi düşlemiştim, emekçilere sergi açmayı kurmuştum.Fırsat bu fırsattı, Yaşar Kemal’in romanı ile kol kola, tuluat kumpanyası misali, Anadolu turnesine çıkıyorduk gümbür gümbür.”
Deniz KüstüYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20161,538 okunma
Puan vermedi·536 syf.··
2024 6. kitabı
Ayfer Tunç, postmodern yazar kimliği ile tanınır. Bu kitaba başladığımda postmodern romana başladım havasıyla elimde kağıt kalem oturdum başına. Ancak postmodern teknikler bulamadım. Geleneksel roman desen hiç değil. Yazarın amacı bence, alışılmadık roman da yazılabileceğini göstermektir. Eserin bir başat kişisi yoktur. 350 civarı kahramanı ile okuyucuyu peşine takıp sürükleyen kurgu, kahramanların bir yerde bir şekilde kesişen hikayeleri ile olayları daha da karmaşık ve tuhaf kılıyor. Yazar, birbiriyle ilgisi yokmuş gibi görünen kahramanlar arasında ilginç bir bağ kuruyor. Bakhtin’in karnavalesk romanlara özgü taç giydirme/ tacı geri alma yöntemi ile yazar, kalabalık şahıs kadrosunun her hikayesinde bu taç giydirme işlemini uyguluyor. Hikaye ve kahraman bolluğu okuyucuda bir şölen havası yaratıyor. Yemek sahnelerinin detaylı anlatıldığı, deli ile deli olmayanın karıştığı, hikayelerin ironik bir sonla bitmesi, güldürü unsurunun romanın başat tekniği olması, akıl hastanesinde doktor Nebahat’ın esrarlı keki, roman sonunda şehirde yaşanan curcuna ve büyük yangın Bakhtin’in bahsettiği festival romanın bütün özelliklerini örneklendirir. “ Avrupa karnavallarında her zaman, cehennem olarak adlandırılan bir yapı vardı… ve karnavalın sonunda bu cehennem, bir zafer edasıyla yakılırdı.” Denize sırtını dönmüş bir akıl hastanesinde geçen yalan yanlış olaylar, akla ve sağduyuya sırtını dönmüş toplumu temsil eder. Bu toplumu özgürlüğe kavuşturacak, arındıracak tek şey ateştir. Roman akıl hastanesinde çıkan büyük yangın ile biter. Varoluşsal öz olan suya yani değerlerine sırtını dönen, yozlaşmış bir toplum için ateş bir arınma ve yeniden doğuş olabilir. Eserde yangın sahnesine hazırlık niteliğinde başhekimin okuduğu Makber şiiri ile kapanış.
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa TarihiAyfer Tunç · Can Yayınları · 20195,6bin okunma