"Şayet ruhunun böyle parlak, böyle tatlı bir yansıması olsaydı Tanrı'ya kendisini bu şekilde kullanması için dua edebilirdi. Ama bu çok basit olurdu. Ama bu çok çocukça olurdu. Gerçek dünya böyle berrak değil; çalkantılı, öfkeli. Muazzam bir insan faaliyeti sürüp gidiyor. Ölüm tetikte. Dolayısıyla şayet mutluysan bunu gizle. Ve yüreğin dolup taştığında da çeneni kapalı tut."
"Her toplumda bir sınıf insan vardır ki toplumun geri kalanı için büyük tehlike teşkil eder. Suçluları kastetmiyorum onlar için ceza yükümlerimiz var. Liderleri kastediyorum. Daima en tehlikeli insanlar güç peşinde koşarlar. Bu arada sağduyulu vatandaşta haklı bir öfkeyle için için köpürür."
"Asıl mesele şuydu ki, etrafta insanlığı yok edebilecek aptal, kibirli, çılgın kimseler vardı ve onları bunu yapmamaları için yalvarmak gerekiyordu. Hayat düşmanları görevlerinden çekilsinler.Herkes kendi yüreğini sorgulasın. İnançlarımda köklü bir değişim olmadığı sürece ben kendime bir otorite konumunda güvenmezdim. İnsanlığı seviyor muyum?Tüm dünyayı havaya uçurabilecek bir konumda olsaydım insanlığa kıymamayı seçmeme yetecek kadar sevgi var mı içimde?
"Bütün hayatını düşündüğünde her şeyi yanlış yaptığını fark etmişti, her şeyi. Hayatı, tabi caizse, mahvolmuştu. Ama zaten başından beri pek matah olmadığından kederlenmesini gerektirecek çok bir şey yoktu.Nahoş kokulu kanepenin üzerinde geçmiş yılları -19. 16. 18.yüzyılları -düşünürken en sonuncusundan sevdiği bir deyiş aklına gelivermişti;
Keder, Bayım, aylaklığın bir türüdür."