Biliyorum, biliyorum gideceksin.
Bir Eylül ayında ve günün herhangi bir vakti gideceksin.
Ne eski bir şarkı engelleyebilecek gitmeni,
Ne de yalnızca gözlerimde sakladığım aşkım.
Usul usul ve ağır başlı adımlarla gideceksin.
Her adımda gitmenin acısı yankılanacak sokakta.
Bir törendeymişçesine, göze batan bir yürüyüşle gideceksin
Ve ben çocuklar gibi bakacağım ardından.
Sen geriye dönüp bakmayacaksın.
Gideceksin…
Yalnızca gözlerimde sakladığım aşkımı sukuta kurban vereceğim.
‘Keşke’ diyeceğim sonra ve sonraları da
Ve her zaman ‘keşke’ diyeceğim.
Söylenmemiş sözlerin ateşi yakacak tüm bedenimi.
Engizisyonlarda kurban edileceğim her gün.
Geç kalmış infazın korkusu kemirecek beynimi.
Duvarlara bakıp hayıflanacağım.
Biliyorum, biliyorum gideceksin…
Puslu bir eylül ayında gideceksin.
Gözlerinle birlikte, saçlarınla birlikte gideceksin.
Geride seni hatırlatan bir tek kelebekler kalacak.
Bir tek kelebeklerin kanatlarına bakacağım özlemle.
İlan edilmemiş bir aşkın hüznünü bırakacaksın bir de.
Taşımayacak kadar yorgun olacağım sen yokken.
Sonra yaşamak dediğimiz saltanatın soytarılığı kalacak üzerime.
Sihirli sözlerin avutulucuğuna salacağım boyalı yüzümü.