“Yeni bir yıla daha, yine seninle başlamak istemezdim Osman.” Geçen sene tam da bu günlerde böyle girmişim söze. Zaman gerçekten de vahşi ırmaklar gibi akıp gidiyor. Şu son bir senede neler oldu var ya, üff diyorum. Anlatasım bile yok inan, lanet gelsin şu son bir seneye. Evi yansın, ocağı yıkılsın, defolup gitsin hangi cehenneme giderse. Adını dahi anmak istemiyorum. Bu yılı, en sevdiklerimle birlikte toprağa gömüyorum. Önümüzdeki yıldan burada herkesin huzurunda biraz insaf istiyorum Osman.
Ölüm hakkında düşünmeyeyim diye kendimi neye saracağımı şaşırdım. İçimde öyle büyük bir boşluk oluştu ki; göğsümdeki koca, kara, katran kazanın içine ne atsam, karadelikte kaybolur gibi kayboluyor. Âdeta meteliğe kurşun atıyor içim. Ne yaparsam yapayım dolduramıyorum, doldurmaya yaklaşamıyorum bile. Biraz daha böyle sürerse mecburen Doktor Umuz’u arayacağım, doktor kontrolünde çıldıracağım Osman.