A.

A.
Martin ama Edemeyen Que sera sera... Film Arşivim: simkl.com/7456051/movies/...
“Yeni bir yıla daha, yine seninle başlamak istemezdim Osman.” Geçen sene tam da bu günlerde böyle girmişim söze. Zaman gerçekten de vahşi ırmaklar gibi akıp gidiyor. Şu son bir senede neler oldu var ya, üff diyorum. Anlatasım bile yok inan, lanet gelsin şu son bir seneye. Evi yansın, ocağı yıkılsın, defolup gitsin hangi cehenneme giderse. Adını dahi anmak istemiyorum. Bu yılı, en sevdiklerimle birlikte toprağa gömüyorum. Önümüzdeki yıldan burada herkesin huzurunda biraz insaf istiyorum Osman. Ölüm hakkında düşünmeyeyim diye kendimi neye saracağımı şaşırdım. İçimde öyle büyük bir boşluk oluştu ki; göğsümdeki koca, kara, katran kazanın içine ne atsam, karadelikte kaybolur gibi kayboluyor. Âdeta meteliğe kurşun atıyor içim. Ne yaparsam yapayım dolduramıyorum, doldurmaya yaklaşamıyorum bile. Biraz daha böyle sürerse mecburen Doktor Umuz’u arayacağım, doktor kontrolünde çıldıracağım Osman.
Reklam
Kalbim hâlâ cılk yara ama her gün antibiyotik veriyorlar
Ben işte o tutunmak zorunda olduğum canım kendimi, içimde bir devlet hastanesine yatırdım. İmkânları çok gelişkin olmasa da iyi kötü tedavi oluyorum. Kalbim hâlâ cılk yara ama her gün antibiyotik veriyorlar, iltihabın bir vadede kuruyacağını umuyorum. Bazen insanlar niye aniden sessizleştiğimi soruyorlar. Bilmiyorlar ki, o anda yorgun ve sinirli bir hemşirenin çok acıtarak taktığı serumumu alıyorum. Kendimi tıbbın kollarına bıraktım, gıkımı bile çıkarmıyor, çaktırmadan iyileşiyorum Osman.
Şu hayatta öğrendiğim iki şey var: Birincisi, taşınırken koli bandıyla makasın yerini asla unutmayacaksın. İkincisi, sermayeyi eşşeğe bağlamayacaksın. İnsan, şahsi hayatının sürdürebilirlikle ilgili olan kısmını değişken, kendinden bağımsız olarak hareket eden fani bir şeye bağlarsa ayvayı yiyor gerçekten de. Tutunacak bir şey arayan herkese kendilerine tutunmalarını tavsiye ediyorum. Biliyorum onun da sağı solu belli olmuyor ama yine de elimizdeki seçenekler arasında en iyisi bu, hem bakma eğlenceli de. Memnun kalmayan gelsin beni bulsun, yerim adresim belli Osman.
Mutlu son dediğimiz nedir ki Osman? Anlatanlar, hikâyenin mutluluğa yakın bir yerinde anlatmayı bıraktıkları için birilerinin sonsuza dek pembe bulutlarda yaşadıklarını sanıyoruz. Halbuki Pamuk Prenses’le yakışıklı Prens düğün organizasyonu sırasında mutlaka kavga etmişlerdir. Kaynanalar bir şeylere karışmış, kayınço bir hırtlık yapmış, arkadaşlar dolduruşa getirmiştir. Nikâh masasında bitmiş bile olabilir bu masal, hiç bilmiyoruz ki. Ancak bu durum yine de yazarı yalancı çıkarmaz, insanın nasıl mutlu olacağı hiç belli olmaz Osman.
Korktuğumdan değil, çok sıkıldım
Beni soracak olursan iyiyim, sessiz sessiz duruyorum. Hiçbir şeye isyan etmiyor, hiçbir şeyle savaşmıyorum. Korktuğumdan değil, çok sıkıldım, bir tatsızlık çıkmasını istemiyorum. Hayatın bu evresinin hızlıca geçmesini umuyorum. Sütten ağzım yandı, yoğurdu yemeye teşebbüs bile etmiyorum Osman. Bizimki gibi hikâyelerin hep mutlu sona bağlanması beklenir, mutlu son dediğimiz nedir ki Osman?
Reklam