Dünyadaki bütün oksijen bir anda bitmiş gibi hissettiğin oluyor mu bazen senin de? Panik atak diyorlar ama tam öyle değil bence. Aşırı yüklenmeden
dolayı kilitlenmek. Beynimiz, o bedenin kullanıcısı olan bize, “Hoop birader, yavaş ol! Böyle devam edersen sistem çökecek, yakacaksın hepimizi, rica ederim bir kendine gel” demeye çalışıyor. İşte öyle anlarda kendini kapatıp açmayı bir başarırsan gerisi kendiliğinden halloluyor Osman.
Artık nadiren olsa da, içimde hâlâ, dünyayı değiştirebileceğime dair yalancı bir umutla ateşlenen görkemli yangınlar çıkıyor. Rus romanlarındaki karakterler gibi yoluma çıkan her şeye meydan okumak geliyor içimden. Kavga etmek, kan dökmek, baltayla adam kesmek yahut hiç olmazsa duvarda bir silah görmek istiyorum. Fakat bunlar yerine uzun kır yürüyüşleri yapmayı tercih ediyorum. Çok sıkıldım, çok yoruldum. Düelloya müelloya gitmiyorum Osman.
Gerçekler çoğunlukla acı, her zaman özgürleştiricidir. Bak, sana felsefenin temel ilkeleriyle konuşuyorum. Ben o kayayı sırtımda taşımak yerine, önüme koydum heykel gibi yontuyorum. Bir şeye benziyor mu bilmiyorum ama eserimle gurur duyuyorum Osman.
Yar beni, oyar beni... İlle de yar oyar beni... Son olarak bunu da belirtmeden geçmek istemiyorum Osman.