Demircan Baran

Demircan Baran
@DemircanB16
Evet, insanlık tarihinin en ünlü eserlerinden birisi olan Komünist Manifesto’nun yayımlanma tarihi 1848’dir; fakat Birinci Dünya Savaşı’nın başına geldiğimizde, işçi sınıfı partileri kendilerine komünist değil, sosyal demokrat ya da sosyalist demektedir. Kırılma noktası, bu savaşta uluslarası sosyal demokrasinin ana gövdesinin kendi ülkelerinin bu savaşa katılmasını desteklemesi ve daha sonra, Rus İmparatorluğu’nda başlayan devrimin başına, buna ana gövdeden ayrı biçimde, Rusya’nın savaşa katılmasına karşı çıkan Bolşeviklerin geçmesi olacaktır. Yani uluslararası sosyal demokrasiden ilkesel temelde ayrı düşen bir azınlık, 1917 itibariyle muzaffer bir devrimin başındaki rolleriyle büyük bir avantaja kavuşmuştur. Komünist ismini benimseyerek de sosyal demokrasi ile kopuşun adını koymuştur. Yani 1919’da Komünist Enternasyonal’in kuruluşuna geldiğimizde, komünizm, eski bir kavrama referansla yola çıkan yeni bir siyasi akımın adıdır.
Sayfa 32 - 32 ve 33. sayfalar·Kitabı okudu
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ekim Devrimi’nin etkisiyle büyük sosyalist partiler genellikle Komintern’e katılmak isteyen bir sol kanat ile, o zamana kadarki 2. Enternasyonal bağını muhafaza etmek isteyenler arasındaki ihtilaflı kongrelerin ardından ikiye bölünüyordu. Eski sosyalist partinin çoğunluğunun Kominter’den yana tavır alıp, komünist kanadın çoğunluğu kazandığı durumlarda da (örneğin Fransa sosyalizminin 1920 Tours kongresi), parti içindeki çoğunluğu kazanamayıp azınlık olarak kaldığı durumlarda da (İtalyan Sosyalist Partisi’nin 1921 Livorno kongresi), bu kırılma kongreleri komünist partilerin kuruluşuyla sonuçlanacaktı. Çoğunluk ya da azınlık olarak sosyalist partiden kopan gruplar, bazen daha küçük gruplardan (anarşistler gibi) katılımlarla, ülkelerindeki komünist partiyi oluşturacaktı. Kendi içindeki bölünme ile komünist partinin temelini oluşturabilecek büyük işçi partilerinin olmadığı durumlarda ise, daha dolambaçlı ve büyük partilerin enternasyonali değil, enternasyonalin (bazen bir çekim noktası olarak dolaylı biçimde, bazen ise birleşme yönündeki müdahalelerle doğrudan) partikeri şekillendirdiği bir gelişim hattından bahsedebiliriz. Suriye-Lübnan'da, bu birlik her şeyden önce, ülkedeki Hınçak partisinin gençlik kolunun bu partiden kopup komünizme yaklaşması ile kurulan Spartak grubu ve Yusuf Yazbek etrafındaki Arap grubun birleşmesi ile 1925 yılında gerçekleşecekti. Mısır'da daha erken bir tarihte, ülkedeki 1919 devrimini izleyen dönemde farklı siyasi geleneklerden ya da milletlerden gelen gruplar, 1920'de birleşecekti. Birliğin organik olarak bir türlü gerçekleşmediği bir dizi örnekte ise, Komünist Enternasyonal'in müdahalesi ile birlik yolunun açıldığını, ya da en azından bu yönde bir çabanın olduğunu görüyoruz. ABD'de, komünist hareketi oluşturan iki kanadın, yani Amerika
Sayfa 29 - 29, 30 ve 31. sayfalar·Kitabı okudu
Tarih
Fakat akılda tutulması gereken, Ekim Devrimi’nin dolaysız bir ürünü olan Komintern’in iki dünya savaşı arasındaki döneme bir anlamda damga vurduğu ve 20. yüzyıl boyunca dünya siyasetinin temel aktörlerinden olacak komünist partilerin Komintern çatısı altında şekillendiğidir. Dünya siyasetinde Komintern’in tuttuğu yer o kadar büyüktür ki, İkinci Dünya Savaşı’nın arifesinde, Nazi Almanyası ile militarist Japonya arasında yapılacak ittifakın adı dahi “Komintern karşıtı pakt” olacaktır.
Sayfa 28·Kitabı okudu
Tarih
Şevket yoldaş evvelce Türkiye’de bir burjuvazi, bir amele sınıfı, bir komünist fırkası olduğunu kabul ediyordu ki bunun için mahpus oldu. Hâlbuki bilahare bütün bunları inkâr ediyordu.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Alıntı
Hapishaneden çıkan arkadaşlar hapishanenin enfüsî tesirlerini üzerlerinde taşırlar. En inkılâpçı arkadaşlar bile müthiş bir bedbiniye maruz kalıyorlar. Onun için bazılarına mektup yazdığımız zaman bize kızmışlardı. Halbuki zaman bize gösterdi ki hakikaten yavaş yavaş fırkadan uzaklaştıkları görüldü.Sadrettin Celal hemen hemen tamamen tamamıyla çekildi, Şevket Süreyya daha fena bazı cereyanların doğmasına sebep verdi. Oportünist unsurlar kuvvetlendi. Memlekette biz o zaman bazı fikirlerin yerleştiğine kail oluyorduk. Cevat (Ahmet Cevat Emre) yoldaşın bilâhare fikirlerini istedik. Bu arkadaş bu fikirlerini uzun uzun gönderdi. Cevat yoldaş her memlekette amelenin muhtelif şuurlara taksim edildiğini iddia ediyor. O yalnız edebiyat vesaire ile çalışmak lazımdır diyordu ve bütün hareketlerimizi burjuvazinin mahdut kanunlarıyla tahdit etmeye mecburuz diyordu.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Alıntı