Demircan Baran

Demircan Baran
@DemircanB16

Demircan Baran

, bir kitap okudu
Puan vermedi·24 syf.·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 19:03
·
2026 4. kitabı
B. Michael Bendis
8/10 · 9 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hüyükteki Nar Ağacı’nın Kökeni
(…) Bu görkemli, kutlun ağaç Mekkeyi Mükerremeden getirilmişti. Hazreti Ali Çukurovaya gelip de Anavarzaya kılıcını çalıncadır ki, çalıp da koca Anavarza kayalığını, dağını ortadan bir kılıçla bölüncedir ki, başını çevirip sağ yanına bakıncadır ki yanı başında bu nar ağacını gördü. Ulu nar ağacı kökünü, yapraklarını, çiçeklerini torlamış toparlamış. Hazreti Alinin arkasına düşmüştü. Hazreti Ali ömründe ne böyle parlak al çiçekler, ne böyle yeşilden patlamış, her bir yaprağı başka türlü balkıyan bir ağaç görmüştü. Yeşilden balkıyan ağacın yanına gitti, ağacın her bir yaprağını teker teker okşadıktan sonra, ey kutlu ağaç, dedi, sen var git o hüyüğe dikil, orayı sana Allah mekan verdi. Orada üre, çoğal. Orada hastalara derman, umarsızlara umar ol…
Sayfa 78·Kitabı okudu
Alıntı
(…) Az sonra kuyunun başına bir otomobil gelip durdu, içinden de de geniş hasır şapkalı, sağ elinde bir kamçı tutan çizmeli, uzun boylu, sarkık bıyıklı bir adam çıktı, onlara doğru geldi. Hemen ayağa kalkıp yan yana dizilip toparlandılar. “Dağlı mısınız?” “Dağlıyız.” “Irgat mısınız?” “Heye.” “Ne iş görürsünüz?” “Her bir iş.” “Ne kadar gündeliğe çalışırsınız?” “Ne verirlerse Sert görünüşlü adam kızdı, kamçısını havada üç kere şaklatıp: “Bana böyle ırgatların hiç gereği yok. Ne verirlerse çalışırlarmış! Doğru. Ulan bakın hele sizde çalışacak can kalmamış, her biriniz açlıktan uyuz ite dönmüşsünüz.” Aşık Ali: “Doğru konuşsana Beyefendi,” dedi usulcana. Sesi ağlamsı, kırgın, öfkeliydi. Adam aynı sertlikle ona doğru bir adım attı: “Vay, Beyefendi alındılar mı??” “Alındık,” dedi Aşık Ali. Adam bir adım daha atıp elini ona uzattı onun sazına dokundu, sazdan uzun, tınlayan bir ses çıktı. “Sen aşık mısın?” “Öyle sayılırız, Allah nasip ettiyse.” “Sen işime yararsın, ırgatlarabir saz tıngırdatırsın, sana para veririm, hey Beyefendi.” Adam düpedüz alay ediyordu. Aşık Ali yürekten yaralandı: “İstemem, ziyade olsun.” “Alındınız demek Beyefendi.” “Alındım.” “Ulan, ne alınıyorsun, senin gibi her gün on beş aşık benim kapımda…” Memet sözü aldı, dik, umursamaz bir sesle: “Bu,” dedi, “Aşık Alidir. Onun babası da Aşık Hüseyindi, namı tüm şu dağları, bu ovayı tutmuş, dedesi de Aşık Halildi, namı Avşar elinde söylenir. Onun da babası ulular ulusu Dadaloğluydu. Aşık Ali, Dadaloğlundan gelir. Sen iyi etmiyorsun bunu böyle etmekle.” “Ulan,” dedi adam, “kıytırık dağlı, sen onun soyunu neredeyse Osmanlı soyuna çıkaracaksın. Mustafa Kemal soyuna.” “O Dadaloğlu soyudur, ulu soydur Bey.” “Ne soyu, ne soyu?”
Sayfa 63 - Sayfa 63-65 arası·Kitabı okudu
Alıntı
Çukur’da Yanan Kız/Sinekli Cennet Efsanesi
Aşık Ali sazı eline aldı. Düzen verdikten sonra: “Bir fıkara oğlan varmış bizim o yanlardan. Düşmüş bir kıza ışkı. Kızın babası vermezmiş. Getirsin, dermiş, iki bin lira başlık, alsın kızı… Oğlan fıkaraymış, çırılçıplak. nan ekmeğe muhtaç. Kızın arkasında yıllar yılı sürünmüş durmuş. Kız da oğlana öyle bir vurgunmuş ki, olmayagitsin. Bir gece oğlan kızı elinden tutmuş, yürü, demiş Çukurovaya. Gelmişler Çukurovaya. Oğlan toy. Gündüz saklanır, gece yürürlermiş. Hükümet görür de bizi birbirimizden ayırır, diye. Babası zenginmiş. Eli kolu uzun. Oğlan kızı gündüzleri iyice saklar, kendi köylere ekmek toplamaya gidermiş. Bir gün gene kızı bir çeltik salağının yanındaki bir çukura saklamış, ekmek toplamaya gitmiş, gecikmiş. Ancak karanlık kavuşunca kızı sakladığı yere gelebilmiş. Bakmış ki kız yok sakladığı yerde. Aramış taramış, kız yok. Sabaha kadar oralarda dönmüş durmuş. Sabaha kadar kanlı yaş akıtmış gözlerinden. Cennet, Cennet diye sabaha kadar çağırmış. Gün ışıyıp gavur Müslüman belli olunca, varmış bir yere ki ne görsün! Bir çukurda bir yığın ak kemik. Bir yanda da kızın karayılan gibi mor belikleri. Bir yanda da yırtık, parça parça giyitleri… Oğlan bunu görünce aklı zıvanadan çıkmış. Kızı sinekler parçalamış, sinekler yemiş derler. Vebali günahı söyleyenin boynuna.”
Sayfa 30 - Bu efsane Yaşar Kemal tarafından uydurulmuş bir hikayedir.·Kitabı okudu
Alıntı

Demircan Baran

, bir kitap okudu
Puan vermedi·93 syf.·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 22:30
·
2026 3. kitabı
Yaşar Kemal
8.2/10 · 6,2bin okunma