Pir Sultan asıldıktan sonra ertesi sabah kahvede toplananlardan biri, “Hızır Paşa, Pir Sultan’ı astırmış” diyor. Bunu dinleyenlerden biri; imkanı yok, diyor, çünkü ben onu bu sabah Koçhisar yolunda Seyfebeli’nde gördüm. Bu sözü duyan biri anlatıyor: olamaz diyor, ben onu Malatya yolunda, Kardeşler geldiğinde gördüm. Başka biri: hayır, diyor yanlışın var. Ben onu Yenihan yolunda, Şahna Gediği’nde gördüm. Başka birisi de Tavra Boğazı’nda gördüğünü söylüyor. Daha sonra hep beraber kalkıp darağacının bulunduğu yere gidiyorlar. Gidiyorlar ama ne görseler iyi, darağacında Pir Sultan’ın hırkası asılı, kendisi yok!
Pir Sultan asıldıktan sonra darağacından inmiş, yola düzülmüş, asesler (bekçiler) düşmüş, onu tutmak istemişler. O sırada Pir Sultan, Kızılırmak Köprüsünden geçmiş ve “Gel köprü” demiş. Köprü suya batmış, Asesler beri yanda kalakalmışlar.
Pir Sultan doğruca Horasan’a gitmiş, Şah’ın huzuruna varıp bir nefes okumuş, oradan Erdebil’e gidip orada yatmış, ölmüş ve oraya gömülmüştür.